KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4123 E., 2011/4676 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2011
Karar Metni
433 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ile katılan davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 315 ada 56 parsel sayılı 667,34 m2 yüzölçümündeki taşınmaz taksim ve mükerrer satış senetleri nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi hükmü gereğince malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı ... tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece davacı ...'nin davasının reddine, dava konusu taşınmazın davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ile katılan davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla davanın saptanan niteliği dikkate alındığında, davacı ...'nin tutunduğu, dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı, kapsamlarının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı,
taşınmaz üzerinde bir insan ömrüne ulaşan süre ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet bulunan davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, bir an için tapu kaydının taşınmazı kapsadığı düşünülse dahi,
4342 sayılı Mera Kanununun 36. maddesi hükmü ile Medeni Kanunun yürürlüğe girdiği 4 Ekim 1926 tarihinden önce yürürlükte bulunan ve Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra da yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. madde hükümleri dikkate alındığında, davalı tarafın taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin Arazi Kanunnamesinin 20. maddesi hükmünde öngörülen süreye ulaştığı, davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen mülk edinme koşullarının da gerçekleştiği mahkemece yapılan keşif ve uygulama,
toplanıp değerlendirilen deliller ile Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği ile belirlenmiştir. Ayrıca davacı taraf öne sürdüğü iddiaları ve davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamamıştır.
2-Katılan davacı Hazine'nin temyiz itirazlarına gelince;
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4123, K. 2011/4676, 6 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama