KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4136 E., 2011/6232 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2011
Karar Metni
448 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava vasiyetnamenin tenfizini sağlama amacıyla atanmış mirasçı belgesi verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, oluşturulan hüküm davadaki isteme ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. 1086 Sayılı HUMK’nun 74. maddesi hükmüne göre hakim tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup, istenilenden fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremez.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinin birinci fıkrasında başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere sulh mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe lehine tasarrufta bulunulan kimseye sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verileceği açıklanmıştır.
Aynı kanunun 550. maddesinde ise vasiyeti yerine getirme görevlisinin atanma ve ehliyeti düzenlenmiş, miras bırakanın vasiyetnameyle bir veya birden çok kişiyi vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabileceği, vasiyeti yerine getirme görevlisinin göreve başladığı sırada fiil ehliyetine sahip olması gerektiği, vasiyeti yerine getirme görevlisine sulh hâkimi tarafından bu görevinin bildirileceği, bildirim tarihinden başlayarak onbeş gün içinde kabul edilmediği sulh hâkimine bildirilmezse, atanan kişinin görev kabul edilmiş sayılacağı belirtilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde miras bırakan ... ...’nun öldüğünü, geriye çocuklarını mirasçı olarak bıraktığını, miras bırakanın Söğüt Noterliğinde yaptığı vasiyetnamenin açılıp okunduğunu, iptal davası açılmaması nedeniyle vasiyetnamenin kesinleştiğini, vasiyetnamede kendisi lehine vasiyette bulunulduğunu, yapılan muayyen mal vasiyetinden payına düşen miktarı alabilmesi için Medeni Kanunun 550. maddesi gereğince dava açtığını belirterek vasiyetnamenin tenfizini istemiştir.
Davaya konu vasiyetnamenin incelenmesinde miras bırakanın dava dilekçesinde belirtildiği gibi davacı lehine muayyen mal vasiyetinde bulunmadığı, davacıyı tüm malvarlığı yönünden mirasçı olarak atadığı anlaşılmaktadır.Miras bırakanın vasiyetname ile vasiyetinin yerine getirilmesi için hiç kimseyi görevlendirmediği gözetildiğinde somut olayda dava dilekçesinde belirtilen 550. maddenin uygulanması imkanı bulunmadığı kuşkusuzdur.
Nitekim mahkemece de bu olgu gözetilerek davacıdan davasını açıklaması istenilmiş, davacı 24.02.2011 günlü duruşma tutanağına geçen imzalı beyanında kendisine mirasçılık belgesi verilmesini istediğini belirterek dava dilekçesine açıklık getirmiştir.Davacının bu isteminin az yukarıda açıklanan ve Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen atanmış mirasçı belgesi verilmesine ilişkin olduğu kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4136, K. 2011/6232, 20 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama