KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4302 E., 2011/4899 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ile davalılardan ..., Kemal ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:Kadastro sırasında dava konusu 68 ve 79 parsel sayılı sırası ile 5720 m2 ve 114200 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü Hato oğlu Abdürezzak mirasçıları adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu 79 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 05.06.2008 tarihli rapora ekli haritada (C) harfi ile işaretli 65940 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı Hazine adına tapuya tesciline, (A) ve (B) harfleri ile işaretli toplam 48260 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümleri ile 68 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi payları oranında Abdülrezzak mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine ile davalılardan ..., ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu 68 parsel sayılı taşınmaza komşu 69 parselin dayanağı vergi kaydının taşınmaz yönünü mera olarak okuduğu, 79 parsel sayılı taşınmazın doğu sınırında eylemli mera bulunduğu iddia edildiğine göre uyuşmazlığın çözümlenmesi için mera araştırmasının yapılması zorunludur. Kural olarak, mahkemece bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanıla gelmiş olmasına bağlıdır. Mahkemece bu doğrultuda bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Eksik incelemeye dayalı karar verilemez.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753 ve 5618 Sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Özel İdare Müdürlüğünden, 4342 Sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı Mülki Amirlikten sorulup saptanmalı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar ve uzman bilirkişi,
tapu fen memuru ve uzman ziraatçi bilirkişi ve tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmamış ise, yerel bilirkişi,
tanıklar ve tespit tutanağı bilirkişilerinden dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgi alınmalı, ayrıca dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespit tutanakları içeriğine göre tespitlerine esas alınan tespit ve belgelerin nizalı parsel yönünü ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği incelenmeli, davalı olup olmadıkları tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, zilyetlik hükümlerine göre inceleme yapılmalı,
komşu taşınmazların mera olduğunun belirlenmesi halinde ise tespitte esas alınan vergi kayıtlarının sabit sınırlı olmadığı göz önüne alınarak miktarı ile geçerli olacağı düşünülmeli, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4302, K. 2011/4899, 13 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama