KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4435 E., 2011/7507 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2011
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, muhtesat aidiyetinin tespiti ile 2003 yılından önce yapıldığının belirlenmesi isteğine ilişkindir. Davalı olarak ilçe mal müdürlüğü gösterilmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Bilindiği üzere; dava ehliyeti davada taraf olma yeteneğidir. HUMK'nun taraf ehliyetini tanımlamamış 38. maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinmiştir.
Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını, her gerçek kişinin sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan itibaren taraf ehliyetini kazanacağını ve yaşadığı sürece taraf ehliyetinin devam edeceğini belirtmiştir.
Öte yandan gerçek kişinin ölümüyle medeni haklardan yararlanma ehliyeti ve buna bağlı olarak taraf ehliyetinin sona ereceği Medeni Kanunun 28. maddesinin emredici nitelikteki hükmüyle açıklanmıştır. Dava tarihinden önce ölüm nedeniyle şahsiyeti son bulan kişinin taraf ehliyetini yitireceği kuşkusuzdur.
Bu itibarla, gerek Medeni Kanun gerekse HUMK.'nun dava açıldığı zaman hayatta bulunan kişiler yönünden düzenleyici hükümler koymuş; ölen veya mevhum kişiler hakkında açılacağı davalar yasalarımızda yer almamıştır.
Nitekim 4.5.1978 tarih 1978/4-5 Sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında da dava tarihinden önce ölen kişinin taraf ehliyetini yitireceği, aleyhine dava açılamayacağı, dava tarihinde şahsiyeti sona ermiş olan kimsenin mirasçılarına ardıllık kuralı uygulanamayacağından tebligat yapılmak veya dava ıslah edilmek suretiyle davaya devam edilemeyeceği vurgulanmış, içtihatlar bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
4353 sayılı Muhakemat Umum Müdürlüğünün vazifelerine, devlet davalarının takibi ve usullerine ve merkezi ve vilayetler kadrolarında değişiklik yapılmasına dair kanunun 3/B fıkrası uyarınca, Hazine'nin taraf olduğu davalarda, dava dilekçesi ve eklerinin Muhakemat İl Müdürlüklerine tebliğ edilerek Hazine Avukatları veya onların görevlendirdiği avukat ya da amirlerin davayı takip edecekleri düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince; Osmaneli İlçesi, ... Köyü, Köyiçi Mevkii 117 ada 12 parsel no'lu taşınmazın Maliye Hazinesi adına tapuda kayıtlı olduğu, Hazine arazisi üzerine davacının tek katlı bina ve müştemilat yaptığı, 4706 sayılı yasa uyarınca muhtesatın bulunduğu yeri satın almak amacıyla tespit isteminde bulunduğu, davanın tarafı olarak Mal Müdürlüğünü gösterdiği ve davanın Mal Müdürlüğü tarafından takip edildiği, karar başlığında da davalı olarak Mal Müdürlüğünün yazıldığı anlaşılmaktadır. Taşınmaz maliki Hazine davanın tarafı olarak gösterilmemiş taraf koşulu gerçekleştirilmeden hüküm verilmiştir. Taraf koşulu gerçekleştirmeden hüküm verilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4435, K. 2011/7507, 1 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama