KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4555 E., 2011/7123 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2011
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden bir başka deyişle kaçak elektrik kullanmadan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Alacak davalarında davalı olma sıfatı, alacağın borçlusuna, haksız fiillerde zarar sorumlularına aittir. Borçlu veya zarar sorumluları dışında üçüncü bir kişiye karşı dava açılması durumunda davanın sıfat yokluğu, bir başka deyişle husumet yönünden reddine karar verilmesi zorunludur.
Ayrıca, HUMK.un 275. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınmasına karar verilebilir. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir.
Somut olaya gelince; davacı, kaçak elektrik bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine takip başlatmıştır. Davalı ise, dava konusu kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği yerde kiracı olduğunu, kaçak elektriğin alt kiracılar tarafından kullanıldığını savunarak husumet itirazında bulunmuştur. Mahkemece yargılama sırasında dava konusu tutanağın tutulduğu işletmenin bulunduğu adreste kimin ve hangi tarihten itibaren faaliyette bulunduğu araştırılmamış, bilgisine başvurulan emekli şef bilirkişinin raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, bilirkişinin davanın konusunu oluşturan kaçak elektrik kullanımı konusunda uzman olmadığı kuşkusuzdur. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, mahkemece tutanak düzenlenen adreste davalının faaliyette bulunup bulunmadığı, faaliyette bulunuyor ise faaliyetin hangi tarihten itibaren başladığı konusunda taraflarca gösterilen ve gösterilecek deliller toplanmalı, bu husus ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Vergi Dairesi Müdürlüğünden de sorularak saptanmalı, kaçak elektrik kullanma fiilinin kim tarafından işlendiği varsa taraf tanıkları da dinlenerek duraksamasız belirlenmeli,
öncelikle husumet sorunu çözümlendikten sonra kaçak elektrik kullanma fiilinin davalı tarafından işlendiğinin tespiti halinde dava dosyası kaçak elektik kullanımı konusunda uzman olan mühendis bir bilirkişiye verilerek bilirkişiden davacı kurumun davalı taraftan isteyebileceği kaçak elektrik bedelinin Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelik gereğince yayınlanan usül ve esaslarda açıklanan yönteme göre hesaplanması için rapor alınmalı, davacının takip tarihi itibariyle tahsilini istemekte haklı olduğu kaçak elektrik bedeli ile takip tarihi itibariyle istenebilecek işlemiş faiz miktarı duraksamasız belirlenmeli,
daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-İcra İflas Kanunu’nun 67.maddesi hükmüne göre itirazın iptaline karar verilmesi halinde alacaklı taraf yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı tarafın haklılığının tespit edilmiş olması yeterli olmayıp alacağın da likit ve muayyen, bir başka deyişle taraflarca önceden belirlenmiş veya basit bir işlemle hesaplanabilecek nitelikte olması, miktarının belirlenebilmesi için yargılamanın gerekmemesi zorunludur.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarında hükmedilecek miktarın belirlenmesi Borçlar Kanunu’nun 42.maddesine göre hakimin takdirinde olduğundan öğreti ve uygulamada bu tür alacakların likit ve muayyen olmadığı kabul edilmektedir. Bu nedenle, davacının icra inkâr tazminatına ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, davacı taraf yararına icra inkâr tazminatına karar verilmiş olması dâhi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4555, K. 2011/7123, 22 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama