KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4651 E., 2012/4231 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2012
Karar Metni
533 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... Sigorta A.Ş. ve ... Tüketim Mal.Paz.A.Ş. tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, kararda gösterilen gerekçelere, Dairemizin bozma kararı çerçevesinde işlem yapıldığının ve karar verilirken bozma kararı dışında kalarak kesinleşen yönlerin de gözönünde bulundurulduğunun anlaşılmasına göre, davalı ... şirketinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı ... şirketinin ve diğer davalı şirketin hükmedilen tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 08.12.2010 tarih, 2010/7-530 E, 2010/636 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden alacak olarak istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araçların yakıt giderlerine, bir başka deyişle genel idare giderlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dâhil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Davacı kurumun onarım giderleri belgelerinde belirtilen miktarlar doğru kabul edilerek, eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma söz konusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delillerinin sorulup saptanması, bu konuda gösterilecek delillerin toplanması, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınması, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir.
Mahkemece daha önce oluşturulan 08.04.2008 tarih 2007/1247 E, 2008/373 K sayılı kararın gerekçesinde, bilirkişi raporunda davacının %50, davalı sürücünün de % 50 kusurlu olduklarının açıklandığı, bu raporun mahkemece de benimsendiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen hüküm tarafların temyizi üzerine Dairemizin 17.02.2009 tarih 2008/6388 E, 2009/565 K sayılı ilamı ile, “Tarafların kusura yönelik temyiz itirazlarının reddine, gerçek zarar bedelinin hesaplanması için rapor alındıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği “ gerekçesi ile taraflar yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda, davalı sürücünün tamamen kusurlu olduğu açıklanmış, bu rapor benimsenerek hüküm kurulmuştur. Kusura yönelik temyiz itirazları bozma konusu yapılmadığı ve böylelikle bozma dışında kalan yönler kesinleştiği halde, kusur yönünden bozma sonrası alınan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi dâhi doğru görülmemiş, davalı tarafın temyiz itirazının bu yönden de kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4651, K. 2012/4231, 5 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama