KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/4776 E., 2011/6442 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2011
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, Atatürkçü Düşünce Derneği ... Şubesinin dağıldığının tespiti istemine ilişkindir. Davada hasım olarak derneğin ... şubesi gösterilmiştir.
Mahkemece davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Bilindiği üzere, HUMK'da taraf ehliyeti tanımlanmamış 38. maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını belirtmiştir. Dava tarihinden önce ölen ve kişiliği son bulan bir kişinin veya tüzel kişilik kazanmamış bir topluluğun taraf ehliyetinin bulunmayacağı kuşkusuzdur.
Bu itibarla, 5253 Sayılı Dernekler Kanununun 2/h maddesi hükmünde de dernek şubeleri, dernek faaliyetlerinin yürütülebilmesi için bir derneğe bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği olmayan ve bünyesinde organları bulunan alt birim olarak tanımlanmıştır. Bu olgu gözetildiğinde, kanun ile derneklere şube açma imkanının tanınması ve dernek şubelerinin organlarının bulunması, şubelerin tüzel kişiliği bulunduğu sonucunu doğurmaz.
Somut olaya gelince; dava, Atatürkçü Düşünce Derneği ... Şubesinin en son genel kurul toplantısını 07.06.2007 tarihinde yaptığı üst üste iki kez genel kurul toplantısını yapmaması nedeniyle dağıldığının tespiti istenmiş, dava dilekçesi dernek şubesine gönderilmiştir. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetildiğinde, şubenin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla davada taraf ehliyetinin bulunmaması nedeniyle taraf teşkilinin sağlanmadığı, dava dilekçesinin dernek şubesine tebliğ edilmesinin temsilci de yanılma kabul edilerek mahkemece dava dilekçesinin Dernek Merkezine tebliği sağlanarak Dernek Şubesinin savunulması ve delillerini ibraz olanağı tanınarak yargılamaya devam edilmesinin gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, dava dilekçesinin genel merkeze tebliği ile taraf teşkili sağlandıktan sonra davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Ek Bozma Görüşü
HUMK'nun 17/2. maddesi gereğince tüzel kişiliği bulunmayan şubenin dağıldığının tespiti davasının, genel merkezin bulunduğu yer mahkemesinde açılması gerektiği, kamu düzenine ilişkin olan bu kesin yetki kuralına uyulmaması ayrıca bozma nedeni oluşturulacağı görüşüyle kararın ayrıca bu açıdan da bozulması gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/4776, K. 2011/6442, 27 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama