KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/5439 E., 2012/4926 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2012
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 113 ada 3 parsel sayılı 1856,93 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı ... ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Davacı ... miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. ... miras yoluyla gelen hakka, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmıştır.
Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 11.11.2008 tarihli raporda yeşil renk ile taralı 225,90 m2 yüzölçümündeki bölümün katılan davacı ...'ın miras bırakanı Kanber Karaman mirasçıları adına, aynı raporda kırmızı renk ile taralı 607,06 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı ...'nın miras bırakanı ... ... mirasçıları adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerinde bulanan garajın davalı tarafın miras bırakanı ... mirasçılarına ait olduğunun tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı ...'nın temyizi 113 ada 3 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 11.11.2008 tarihli raporda kırmızı ile taralı 607,06 m² yüzölçümündeki bölümün davacı taraf adına tapuya tesciline ilişkin hükme yöneliktir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının sözleri olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibarettir.
Öte yandan kadastro tespitinde saptanan hukuksal olgu ile keşifte saptanan hukuksal olgu birbirine aykırı düştüğü halde usulün 259.maddesine aykırı olarak duruşmada iki tutanak tanığı dinlenmiş diğeri dinlenmemiştir. Hal böyle olunca mahkemce yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
O halde saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmazın bulunduğu köyden yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları da hazır olduğu halde çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, tespit tarihi olan 6.6.2006 tarihinden geriye doğru 20 yıl içerisinde taşınmazın ne şekilde tasarruf edildiği, öncesinin kime ait olduğu kimden kime kaldığı, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi, özellikle davacı tarafın miras bırakanı ... ...'nın taşınmazı iradi olarak terk edip etmediği,
davalı tarafın zilyetliğinin tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl içerisinde nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla olup olmadığı hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tespit tutanağı bilirkişileri de dava konusu taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek,
çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/5439, K. 2012/4926, 25 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama