KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/5853 E., 2011/6380 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2011
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ile ... ve ..., davacı-davalı ... ile davalı ... Deftardarlığı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 1278 ada 3 parsel sayılı taşınmaz malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiş 11.09.1992 tarihinde imar-ıslah uygulaması nedeniyle 10505 ada 6, 7, 8, 15 ve 16 parsel sayılı sırası ile 152 m², 239 m², 175 m², 195 m² ve 168 m² yüzölçümündeki taşınmazlar olarak ve arsa niteliği ile davalı olarak tescili yapılmıştır.
Davacı ..., taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan yerlerden olduğunu ileri sürerek ve Kayyım İstanbul Defterdarını hasım göstermek suretiyle taşınmazların tamamına, davacı ... 10505 ada 8 parsel sayılı, davacılar ... ve ... ise aynı ada 7 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ve Hazine'yi hasım göstermek suretiyle ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda davacılar ..., ... ve ...'nun davalarının reddine, davacı ...'ninn davasının kabulüne, dava konusu 10505 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların tamamının, aynı ada 15 parsel sayılı taşınmazın 101/195 payının, aynı ada 16 parsel sayılı taşınmazın 100/168 payının davacı ... adına tapuya tesciline ve malik hanelerinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 19.09.1952 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 10. maddesi hükmü uyarınca yapıldığı, bu nedenle davada aynı Yasanın 30. maddesi hükmünün uygulanacağı kuşkusuzdur.
Mahkemece davacılar ... ile ... ve ...'nun davalarının reddine, davacı ...'nin davasının kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemece verilen karar yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. ...'nın ... oğlu ... ile ...hakkındaki kayyımlık görevi sona erdiği, ... oğlu ...'in ise yasal temsilcisi olmadığı halde taraf koşulu oluşturulmadan yargılama yapılmıştır.
Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Tespit tutanağında isimleri geçen ... oğlu ..., ...ve ... oğlu ...'in açık kimlikleri tespit edilmeli, bu kişilere veya yasal temsilcilerine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/5853, K. 2011/6380, 26 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama