KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6021 E., 2012/2982 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2012
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 173 ada 3, 6, 9 ve 10 parsel sayılı sırasıyla 870.62 m2, 1170.62 m2, 458.50 m2, ve 200.39 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak 5/10 payı davalı ..., 1/10'ar payı davacılar ... ve arkadaşları adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu öne sürerek, davacı ... ve arkadaşları miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak paya yönelik ayrı ayrı dava açmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazine'nin davasının reddine, davacılar ... ve arkadaşlarının davasının kabulüne, dava konusu taşınmazların 1/5'er paylı olarak davacılar ... ve arkadaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece tespit tarihinde davacı ... ve arkadaşları yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu 173 ada 3, 6, 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlara komşu aynı ada 1 parsel sayılı mera taşınmazı bulunduğu halde yapılan keşifte komşu köylerden seçilen bilirkişi ve tanık dinlenilmemiş, taşınmazın kadim mera olup olmadığı veya meradan kazanılıp kazanılmadığı araştırılmamış, ayrıca mera parseli ile dava konusu taşınmaz arasında ayırıcı unsur olup olmadığı tam olarak irdelenmemiştir.
O halde, mahkemece öncelikle dava konusu taşınmaza komşu parsel tutanak örnekleri ile varsa dayanağı kayıtlar getirtilmeli yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri, tanıklar ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı,
yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli,
bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, komşu parsellere uygulanan kayıtların davaya konu taşınmaz yönünü ne şekilde sınır gösterdiği hususu üzerinde durulmalı, dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, böylece davaya konu taşınmazın mera olup olmadığı,
meradan kazanılıp kazanılmadığı kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6021, K. 2012/2982, 24 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama