KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6055 E., 2012/2757 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2012
Karar Metni
738 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 158 ada 3 ve 4 parsel sayılı sırasıyla 11367.93 m2. ve 4980.84 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak davalı ... adına, 162 ada 38 parsel sayılı 48.11 m2 yüzölçümündeki taşınmaz çeşme niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... tapu kaydına dayanarak kendi adına tespit edilen dava dışı 158 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik yazıldığını öne sürerek dava konusu 158 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların bir bölümü ile dava konusu 162 ada 38 parsel sayılı taşınmaza yönelik dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kesin süreye uyulmadığı gerekçe gösterilerek davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmü uyarınca reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğinde toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmünde taraflardan her birinin dinlenmesini talep ettiği tanık ve bilirkişi ücretini ve diğer yargılama giderlerini karşılamak zorunda olduğu, hakim tarafından belirlenecek süre içinde gerekli giderler mahkeme veznesine yatırılmadığı takdirde, onunla ilgili delillere dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılacağı açıklanmıştır.
Bu hükmün amacı, verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamak, bu yolla davaların uzun süre elde kalmasını önlemektir. Hakim tarafından verilen kesin süre içinde gereken giderleri vermeyen taraf, sadece gider yapılmasını gerektiren işlemin yapılması isteminden vazgeçmiş sayılır. Davadaki bütün istemlerinden vazgeçmiş sayılamaz.
Bu olgunun sonucu olarak da verilen kesin süre içinde gereğinin yapılmaması halinde gider yapılmasını gerektiren işlemin niteliği ve davanın sonucuna etkisi gözetilerek mevcut delillere göre karar verilir.
Kesin süreye uymamanın doğurduğu bu ağır sonuç gözetildiğinde, kesin süreden söz edilebilmesi için ara kararında yapılması gereken işlerin neler olduğunun kuşkuya yer vermeyecek biçimde tam olarak açıklanması, yatırılması istenilen giderlerin miktarının ara kararında ayrıntılı olarak gösterilmesi, verilen sürenin giderin temin edilip yatırılabilmesi için makul ve yeterli uzunlukta olması, gider yatırılmamasının sonuçlarının taraflara açıkça anlatılması ve tarafların bu konuda uyarılması zorunludur.
Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından bahisle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir.
Taraflara tanıklarını taşınmaz başında hazır etmeleri gibi bir zorunluluk yüklenemeyeceğinden keşif kararı verilmesi halinde keşif gün ve saati ile hazır bulunacakları yerin taraf tanıklarına ve bilirkişilere davetiye ile bildirilmesi zorunludur.
Hal böyle olunca mahkemece öncelikle mahkeme heyeti yolluğu, bilirkişi ve tanıklara ödenecek ücret ve davetiye giderleri ile araç ücretinin tespit edilmesi, davetiye tebliğinin zaman alacağı da gözetilerek davetiye giderlerini yatırması için verilecek sürenin diğer giderlerin yatırılması için verilecek süreden daha kısa belirlenmesi,
ispat yükü üzerinde olan tarafa belirlenen mahkeme heyeti yolluğunu, araç ücretini, bilirkişiler ve tanık ücretlerini, bilirkişi ve tanıklar adına çıkartılacak davetiye giderlerini, karşı tarafa da dinletmek istediği tanıkları için belirlenen ücret ve davetiye giderlerini mahkeme veznesine yatırmaları için kesin süre verilmesi, davetiye giderlerinin yatırılması halinde öncelikle bilirkişi ve tanıklar adına davetiye çıkartılması gerektiği kuşkusuzdur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında mahkemece 20.05.2011 günlü oturumda taşınmazlar başında keşif yapılmasına karar verilmiş, keşif günü olarak da 13.07.2011 günü belirlenerek keşif giderlerini mahkeme veznesine yatırması için davacı tarafa 10 günlük kesin süre verilmiştir. Ne var ki, ara kararında davacı tarafından dosyaya ibraz ettiği delillerini bildirir dilekçede adlarını ve adreslerini bildirdiği tanıklara ödenecek ücret ve bunlara çıkartılacak davetiye giderlerinin belirlenmediği, bu giderlerin yatırılması için davacı tarafa kesin süre verilmediği gözetildiğinde keşif yerinde hazır bulunma zorunluluğu olmayan tanıkların taşınmaz başına gelmemeleri nedeniyle keşfin sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğu kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca mahkemece verilen kesin sürenin yöntemine uygun olmadığı, böyle bir ara kararına dayanarak davada kesin süre sonuçlarının uygulanamayacağı gözetilerek yeni bir keşif günü belirlenmesi, davacı tarafa keşif giderlerini depo etmesi için yeniden ve az yukarıda açıklanan şekilde yöntemine uygun biçimde kesin süre verilmesi, keşif giderleri yine yatırılmadığı taktirde şimdiki gibi hüküm kurulması, keşif giderleri yatırıldığı taktirde taşınmaz başında keşif yapılarak iddia ve savunma doğrultusunda delillerin toplanması,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6055, K. 2012/2757, 16 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama