KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/632 E., 2011/6780 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2011
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 376 ada 4 ve 8 parsel sayılı sırasıyla 732,79 m2 ve 1.255,09 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davacı ... ve dava dışı ... ’ın zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, ancak zilyetliklerinin 20 yıla ulaşmadığı gerekçesiyle tarla niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., ...
Köyü sınırları içerisinde bulunan dava konusu taşınmazların köylerinin yaylası olduğunu öne sürerek, davacı ... ise miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Yargılama sırasında davacı ... davasından feragat etmiştir. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı ...
Kişiliğinin davasının feragat nedeniyle reddine, davacı ...’ın davasının ise esastan reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 376 ada 4 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde tespit gününde davacı ... yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşmediği mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı ...’ın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, davacı ... de, dava konusu taşınmazların yaylak olduğunu öne sürerek dava açmış, yargılama sırasında ise davasından feragat etmiştir. 442 Sayılı Köy Kanununun 8. maddesi hükmüne göre bu yerler devlet malı gibi korunacağından davacı ... Kişiliğinin Kaymakamlıktan izin almadıkça davadan feragata yetkisi bulunmamaktadır. Durum böyle olunca dava konusu taşınmazların orta malı niteliğinde yaylak olup olmadığı hususu değerlendirilmelidir.
Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış yargılama sırasında da taraflar herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır.
Dava konusu taşınmazlara komşu 376 ada 1, 2, 9, 10, 11, 13 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar başka dosyalarda aynı mahkemece yaylak niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmiş, davacı şahıslar ve davalı Hazine'nin temyizi üzerine de ilgili dosyalar (Dairemizin 2010/7706-2011/5838,2010/7709-2011/5834, 2010/7710-2011/5837, 2010/7712-2011/5836, 2010/7714-2011/5832 ve 2011/648-6561 E.-K. sayılı ilamlarıyla) Yargıtay denetiminden geçerek onanmış olduğu anlaşıldığına göre,
dava konusu taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca yaylak niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tescile karar verilen taşınmazın bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir. Mahkemece yapılan keşif ile toplanıp değerlendirilen deliller de söz konusu taşınmazın yaylak niteliğinde olduğunu ortaya koymuştur.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. Öte yandan kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır.
Hal böyle olunca mahkemece bu olgular dikkate alınarak davacı ...
Kişiliğinin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazların 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca yaylak niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de, yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 1 ve 3. bentlerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, yerine 1. bent olarak " Davacı ...
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/632, K. 2011/6780, 14 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama