KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6338 E., 2011/6430 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2011
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 166 ada 9 parsel sayılı 7069,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 166 ada 9 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 7.8.2008 günlü haritada (A) harfi ile gösterilen 2543,75 m2 yüzölçümündeki kesiminin tapu kaydının iptaline, davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava niteliği ve içeriği itibari ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi hükmüne dayalı kesinleşen kadastroya karşı açılan dava niteliğindedir.
Dava ve temyize konu 166 ada 9 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 7.8.2008 günlü haritada (A) harfi ile gösterilen 2543,75 m2 yüzölçümündeki kesimi üzerinde tespit gününde davalı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, davalının taşınmaz üzerinde zemini ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, Kadastro Hakimi infazı mümkün ve doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2 maddesi hükmünde de taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Dosyada mevcut ziraat bilirkişi raporu içeriğinden 166 ada 9 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 7.8.2008 günlü haritada (A) harfi ile gösterilen 2543,75 m2 yüzölçümündeki bölümü üzerinde tespit gününden önce davalı tarafından meydana getirilmiş muhdesat niteliğindeki meyve ağaçlarının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu olgular gözetildiğinde belirlenen muhdesatın davalı tarafından dikildiğinin tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekirken, bu konuda olumlu ve olumsuz bir hüküm kurulmaması isabetsiz olduğu gibi, mahkeme hükmünden sonra 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36/A ve geçici 11. maddelerinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil,
yargılama giderine hükmolunmaz ve bu hüküm henüz infaz edilmemiş yargı kararlarına da uygulanır.” hükmü öngörülmüştür.
Bu yasal değişiklik nedeniyle davalı aleyhine yargılama giderine hükmolunmaması gerekirken, yazılı şekilde hüküm oluşturulması sonradan yürürlüğe giren ve geçmişe etkili sonuç doğuran yasal düzenlemelere aykırı ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 1. bendinin sonuna gelmek üzere “166 ada 9 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 7.8.2008 günlü haritada (A) harfi ile gösterilen 2543,75 m2 yüzölçümündeki kesimi üzerinde bulunan ve tespit gününden önce meydana getirildiği anlaşılan bir adet 15 yaşında kayısı ağacı,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6338, K. 2011/6430, 27 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama