KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6343 E., 2011/7181 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Kasım 2011
Karar Metni
569 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar Hazine ile... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 344 parsel sayılı 133.000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine taşınmaza uygulanan tapu kaydının miktar fazlasının Hazine adına tescili istemiyle, davacı... satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacı...'ın davasının reddine, davacı Hazine'nin davasının kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın Uzman bilirkişi ... tarafından düzenlenen 25.11.1985 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 48.000 m2 yüzölçümündeki bölümünün davalılar adına payları oranında, (B) harfi ile gösterilen 85.000 m2 yüzölçümündeki bölümünün ise davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı Hazine ile davacı... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı tarafın tutunduğu ve tespite esas alınan tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olduğu, tapu kaydının sınırlarının sabit olmadığı bu sebeple kayıt miktarı ile geçerli olduğu, davacı...'ın ise davasında kayıt ve belgeye dayanmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece davalı tarafın tutunduğu aynı zamanda tespite esas alınan Ocak 1953 tarih 106 sayılı tapu kaydının geldisi olan Temmuz 1289 yoklama 676 sayılı tapu kaydı getirtilmemiş keşif mahallinde de yerine uygulanmamıştır. Adı geçen tapu kaydının sınırlarının sabit sınırlı olup olmadığı tereddütsüz olarak belirlenmediği gibi miktar fazlasının hangi gerekçe ile Hazine adına tesciline karar verildiği hükümde açıklanmamıştır. Davacı... taşınmazı tapu kayıt maliklerinden İbrahim evlatları ..., ... ve kardeşlerinden satın aldığını öne sürerek dava açtığı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık da davacının 40 yılı aşkın zilyetliğini haber verdikleri halde bu husus mahkemece yeterince araştırılmamıştır.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davalı tarafın tutunduğu tespite esas alınan ocak 1953 tarih 106 sayılı tapu kaydının geldisi olan Temmuz 1289 yoklama 676 sayılı tapu kaydının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, tapu kayıt maliklerinin yakın akraba oldukları dosya kapsamından anlaşılmakla davalı ...'in, Birecik, ...
Mahallesi, Hane:60/13'te bulunan nüfus kaydından yola çıkılarak davalı bulunan tüm tespit maliklerinin nüfus kayıtları getirtilmeli, ölmüşler ise mirasçıları yöntemine uygun şekilde davaya dahil edilmeli, tutanak bilirkişilerinin sağ olup olmadıkları araştırılmalı, ölmüş iseler nüfus kayıtları getirtilerek dosya arasına konulmalı, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı üç kişilik yerel bilirkişi heyeti ve uzman fen bilirkişisi ve tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların yöntemine uygun şekilde gösterecekleri tanıkları ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı,
dayanılan tapu kayıtları tüm tedavülleri ile birlikte yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınmalı, tapu kaydının sınırlarının sabit olup olmadığı tartışılmalı, değişebilir sınırlı olduğu anlaşıldığı taktirde tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğu düşünülmeli,
miktar fazlası üzerinde tespit gününde zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kısıtlamalar da dikkate alınarak taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, tapu kaydının taşınmazı kapsadığı anlaşıldığı taktirde, davacı... tapu kayıt maliklerinden satın aldığını ve taşınmaza zilyet olduğunu öne sürdüğüne göre 3402 sayılı Kadastro Kanununun 13/B maddesinde öngörülen şartların davacı... lehine oluşup oluşmadığı duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6343, K. 2011/7181, 23 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama