KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6634 E., 2011/7491 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2011
Karar Metni
1.024 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Kadir ... ile davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 62 ve 63, 111 ada 15, 112 ada 36, 43 ve 59, 114 ada 27 ve 122 ada 102 parsel sayılı sırasıyla 292,44 m2, 363,75 m2, 3180,90 m2, 2852,46 m2, 3320,56 m2, 8996,97 m2, 1162,21 m2 ve 1878,44 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Tespit gününden önce davacı ... tarafından davalılar ... ve ... ... aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Davacılar ... ... ve ... ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak davalı-davacı ... aleyhine açtıkları davalar ile aktarılan dava birleştirildikten sonra mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacılar ... ve ...'ın davalarının kabulüne, dava konusu taşınmazların Alaplı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/374-336 E.K. sayılı veraset ilamı uyarınca ... ... mirasçılarından ölü ... ... dışında payları oranında davacılar ... ve ... ile paydaşları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan ... ile davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava ve temyize konu taşınmazlar tutanağında belirtilen hukuksal olgulara dayanılarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5. maddesi hükmü uyarınca malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Hal böyle olunca somut olayda aynı Yasa'nın 30. maddesi hükmünün uygulanacağı kuşkusuzdur.
1-Dava ve temyize konu 111 ada 15 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili temyiz itirazları ile ilgili olarak;
Mahkemece dava ve temyize konu 111 ada 15 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tespit gününde adlarına tescile karar verilen zilyetleri yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu 111 ada 15 parsel sayılı taşınmazın sınırında eylemli orman bulunduğu belirlenmiştir. Niteliği itibariyle orman olan yerler zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinilemez. Ne var ki, mahkemece yöntemine uygun bir şekilde orman araştırması yapılmamıştır. Yetersiz araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
Kural olarak mahkemece bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun olarak belirlenebilmesi için aşağıdaki kararlılık kazanan ilkelerin gözönünde tutulması gerekir. Orman kadastrosuna tabi tutulan bölgelerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kadastro tespit gününden önce kesinleşmiş olmak koşulu ile orman sınırlandırma harita ve tutanağının yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması yoluyla belli edilir. Aksi halde aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı kuşkusuzdur.
O halde davada sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için dava ve temyize konu taşınmazın bulunduğu bölgede 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklik yapılmasıyla ilgili yönetimsel işlemler yapılmış ise bölgede ilk kez yapılan çalışmalarda düzenlenen orman sınırlandırma harita ve tutanağı ile daha sonra bölgede 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Kanunla değişik 2. aynı Yasa'nın 2896, 3302 ve 3373 sayılı Yasalarla değişik 2/B maddesi hükmü uyarınca yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler kesinleşme günlerini gösterecek şekilde orman idaresinden getirtilmeli,
bundan sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi fen memuru ve uzman ormancı bilirkişi hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi yardımı uzman ormancı bilirkişi eliyle bölgede orman sınırlandırması ve orman sınırlarında değişiklik yapılmış ise bununla ilgili yapılan yönetimsel işlemlerin dayanağı harita ve eki belgeler yerine uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile orman sınırlandırması ve yapılmış ise orman sınırları dışına çıkarma ile ilgili yönetimsel işlemlerin dayanağı haritaların ölçekleri eşitlenmeli,
yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılarak yerine uygulanmalı, özellikle uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırması yapılmamış ise 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca orman araştırması yapılmalı, bu inceleme ve değerlendirme yapılırken taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, komşu taşınmazlarla mukayese edilmeli, ayrıca komşu taşınmazların eylemli durumu da dikkate alınmalı, bu yolla taşınmaz mahkemece bizzat görülüp gözlenmeli,
gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, uzman ormancı bilirkişilerden ve uzman fen memurundan keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını duraksamasız gösterecek biçimde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek taşınmazın niteliği belirlenmeli ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
2-Dava ve temyize konu 101 ada 62 ve 63, 112 ada 36, 43 ve 59, 114 ada 27 ve 122 ada 102 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itrazlarına gelince;
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına, yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı ... ...'dan kaldığı adı geçenin 31.03.1986 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değrelendirilen delillerle belirlenmiştir.
Dava konusu 101 ada 62, 63, 112 ada 36, 43, 59, 114 ada 27 ve 122 ada 102 parsel sayılı taşınmazların öncesinin tarafların ortak miras bırakanı ... ...'a ait olduğu, adı geçenin 31.03.1986 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değrelendirilen delillerle belirlenmiştir.
Davacı ... tarafından düzenlenen 17.12.1984 tarihli senet, düzenlendiği tarih itibariyle henüz miras hakkı doğmamış olduğundan satış vaadi sözleşmesi niteliğinde kabul edilse dahi, miras bırakan ... ...'ın terekesine dahil olan dava konusu taşınmazların elbirliği mülkiyet şeklinde bulunduğu gözönüne alındığında gerek satış vaadi niteliğindeki sözleşmenin ve gerekse ... ... mirasçılarından ... ... ile ... mirasçılarından ... ve paydaşlarının dava konusu taşınmazları üçüncü şahıs konumundaki davalı ...'a yaptıkları satış veya bağış işlemlerinin de hukuken geçerli olmayacağı kuşkusuzdur.
Öte yandan dava konusu taşınmazlar üzerinde aktarılan dava tarihinde zilyet davalı ... yararına da 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının da gerçekleşmediği dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, davalı-davacı ... ...'ın aleyhinde açılan davayı davacı ... yararına kabul ettiği ve taşınmazlarda kendisinin payının bulunmadığını beyan ettiği halde, davacı-davalıya pay verilmesi, hüküm yerinde davacı-davalı ... ...'ın davası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi dahi isabetsizdir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6634, K. 2011/7491, 30 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama