KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6652 E., 2012/2413 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2012
Karar Metni
733 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 27.03.2012 günü belirlenen saatte temyiz edenler ... Pastaneleri Unlu Mam. Gıda San. Ltd.Şti., ... ve ... İnt.Yazılım Donanım Paz. Berberlik Ltd.Şti. vekili Av.... ..., ... Türk A.Ş. vekili. Av. ..., ... vekili
2011/6652-2012/2413 S.2 Av.... ve ... Sigorta A.Ş. vekili Av. ... geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Asıl ve birleşen davalar, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Asıl davada mahkemece zararın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Borçlar Kanunu’nun 41.maddesinin birinci fıkrası hükmünde, zarar görenin haksız fiil nedeniyle uğradığı zararını haksız fiil sorumlularından isteyebileceği açıklanmıştır.
Somut olaya gelince; davacı, davalı bünyesinde bulunan marketin elektrik trafosunun fazla ısınmasıyla çıkan yangın sonucu işyerinin hasar gördüğünü öne sürerek, yoksun kalınan kâr kaybının tahsilini istemiştir.
Mahkemece bilgilerine başvurulan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda, davacı şirketin ticari defterleri incelenmeksizin, davacının zararını ispatlayamadığı belirtilerek, yoksun kalınan kâr kaybı hesaplanmamış, mahkemece bu rapor benimsenerek karar verilmiştir.
Hasar nedeniyle davacı işyerinin yangından hasar gördüğünün tartışmasız olduğu dikkate alındığında, davacının işyerini çalıştıramaması nedeniyle kazanç kaybına uğradığı, kârdan yoksunluk zararının sağlıklı biçimde hesaplanabilmesi için ise, davacı şirketin ticari defterleri ile önceki yıllara ait vergi kayıtlarının bilirkişi kuruluna inceletilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm verilemez.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuksal olgular ışığında öncelikle davacı şirketin ticari defterleri ile önceki yıllara ait vergi kayıtlarının getirtilmesi, zararının kanıtlanması için taraflarca gösterilen ve gösterilecek tüm delillerin toplanması, daha sonra yeni bir bilirkişi kurulu görevlendirilerek, ticari defterler ve vergi kayıtlarının inceletilmesi, kâr-zarar durumları, dava dileklerinde belirtilen dönemlerde işyerlerinin çalışabilecekleri gün, sayısı ile talep edilen hizmet bedelleri ve giderler dikkate alınarak elde edilebilecek net gelirin saptanması,
bilirkişiden bu konuları açıklayıcı, muhtemel kârdan yoksunluk zararının hesap şeklini gösterir gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde
2011/6652-2012/2413 S.3
hüküm kurulması doğru görülmemiş, asıl davada davacının temyiz itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2-Birleşen davalarda davalının temyiz itirazlarına gelince, mahkemece her ne kadar birleşen dosyalar yönünden asıl dava ile birleştirme kararı verilerek yargılamaya devam edilip karar verilmiş ise de; tarafları, talepleri ve zarar miktarları farklı olan dosyaların birleştirilerek görülmesi usule uygun değildir. O halde, mahkemece HUMK’nun 46.maddesi gözönüne alınarak, sonradan birleştirilmiş davaların ayrılarak görülmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş, birleşen davalarda davalının temyiz itirazlarının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3-Birleşen Çerkezköy Asliye 2.Hukuk Mahkemesinin 2008/802 Esas sayılı dosyasında, davacı tarafa hüküm tebliğ edilmiş, davacı taraf HUMK'un 432.maddesi hükmünde öngörülen 15 günlük yasal süre içerisinde hükmü temyiz etmemiş, davacı tarafın temyiz dilekçesinin kendisine 07.06.2011 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, aynı Kanunun 433.maddesinde öngörülen 10 günlük katılma yoluyla temyiz süresini de geçirdikten sonra 22.06.2011 tarihinde verdiği cevap dilekçesinde temyiz isteminde bulunmuştur.
1.3.1990 gün ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında yerel mahkemece ret kararı verilebileceği gibi Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği açıklandığından davacı tarafın temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
4-Kural olarak, davanın gerçek tarafı olmak ve hükmü temyizde hukuksal yararı bulunmak koşulu ile bir hükmü ancak o davanın tarafları temyiz edebilirler. Bunun yanında fer'i müdahilin de yanında davaya katıldığı tarafla birlikte hükmü temyiz edebileceği kuşkusuzdur. Ne var ki, dava davacılar tarafından davalı şirket aleyhine açılmış, yargılama sırasında dava sigorta şirketine ihbar edilmiş ise de, ihbar olunan harcını yatırarak usulünce davaya katılmamış, fer'i müdahil sıfatını almamış, mahkemece verilen kararda da aleyhine bir hüküm oluşturulmamıştır. Saptanan bu olgular dikkate alındığında, hükmü temyiz yetkisi ve temyizde hukuksal bir yararı da bulunmayan ihbar olunan sigorta şirketinin temyiz inceleme isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.
../..
2011/6652-2012/2413 S.4
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6652, K. 2012/2413, 3 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama