KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/6756 E., 2012/4524 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2012
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 57, 68, 70, 72, 75, 79 ve 81 parsel sayılı sırasıyla 27140,00 m2, 620,00 m2, 480,00 m2, 225,00 m2, 340,00 m2, 540,00 ve m2,525,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydına dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ... 72 ve 79 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davacı ... 81 ve 57 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davacılar ... ve ... 75 parsel sayılı taşınmaza yönelik ,davacılar ... ve ...
70 ve 68 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacıların davasının reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece,3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacılar tarafına keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermemektedir.
Şöyle ki. 21.09.2010 tarihli ara kararında keşif için belirlenen ücretler toplamı 1132,50 TL olarak belirtilmiş ise de ara kararda belirlenen ücretler toplandığında 1155,00 TL.
08.02.2011 tarihli ara kararında keşif için belirlenen ücretler toplamı 1137,50 olarak belirtilmiş ise de ücretler toplandığında 1169,20 TL'ye eşit oldukları, böylece mahkemece ara kararlar ile davacılara yüklenen yükümlülüğün tam ve tereddütsüz olarak gösterildiğinden söz edilemeyeceği gibi 08.02.2011 tarihli celse ara kararında keşfin hangi saatte yapılacağının da belirtilmediği,
bundan ayrı olarak 21.09.2010 tarihli celsede ihdas edilen sürenin kesin süre olduğunun mahkemece belirtilmesine rağmen bir kısım davacılar adına çıkarılan meşruhatlı tebligat örneklerinde zarfın içinde özel evrak (gelen) 12.03.2010'un var olduğunun belirtilerek meşruhat olarak da 15.11.2010'a kadar keşif harcı yatırılmadığı takdirde keşif delilinden vazgeçmiş sayılacakları hususun ihtar edildiğinin belirtildiği,
söz konusu bu meşruhatlı davetiyeler içeriğinden kesin süre verildiğinin açıkça belli edilmediği gibi davacılara ne kadar keşif ücreti yatıracaklarının da davetiye zarfı içinde duruşma tutanağının bulunduğu belirtilmediğinden belli olmadığı, yine davacıların dava konusu taşınmazlar için ayrı ayrı dava açıp mahkemece dava dosyalarının birleştirildiği,
birleşen her davanın esasen ayrı bir dava olduğu ve davacılarının da farklı olduğu gözetilerek her davacıya kendisi açısından ödenmesi gerekli keşif ücretinin ayrı ayrı bildirilmesi gerekli iken bu noktadan sarfınazar edilerek keşif ücretlerinin tüm dosyalar açısından tek kalem olarak belirlenmesi suretiyle davacılara taleplerinin olmadığı diğer dava dosyalarının keşif giderlerinin de yüklendiği hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkemece oluşturulan ara kararlarının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/6756, K. 2012/4524, 12 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama