KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/7374 E., 2012/840 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2012
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, dernek genel kurul toplantısının iptali istemine ilişkindir. Davada hasım olarak derneğin Tokat şubesi gösterilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Bilindiği üzere, HUMK'da taraf ehliyeti tanımlanmamış 38. maddesiyle Medeni Kanuna yollamada bulunmakla yetinmiştir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunumuz ise, davada taraf olma ehliyetini, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin bir parçası saymış, 8, 28, 47 ve 48. maddeleriyle bu yönde hükümler getirerek medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişinin davada taraf olma yeteneğini taşıdığını belirtmiştir. Dava tarihinden önce ölen ve kişiliği son bulan bir kişinin veya tüzel kişilik kazanmamış bir topluluğun taraf ehliyetinin bulunmayacağı kuşkusuzdur.
Bu itibarla, 5253 Sayılı Dernekler Kanununun 2/h maddesi hükmünde de dernek şubeleri, dernek faaliyetlerinin yürütülebilmesi için bir derneğe bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği olmayan ve bünyesinde organları bulunan alt birim olarak tanımlanmıştır. Bu olgu gözetildiğinde, kanun ile derneklere şube açma imkanının tanınması ve dernek şubelerinin organlarının bulunması, şubelerin tüzel kişiliği bulunduğu sonucunu doğurmaz.
Somut olaya gelince; davada Türkiye Emekliler Derneği Tokat Şubesinin 28.06.2011 tarihli genel kurul toplantısının kanun ve tüzük hükümlerine aykırı yapılması nedeniyle Cumhuriyet Savcısı tarafından 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun 32/b fıkrası uyarınca iptali istenmiş, dava dilekçesi dernek şubesine tebliğ edilerek yargılama yapılmış ve hüküm verilmiştir. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgular ve şubenin tüzel kişiliğinin ve dolayısıyla davada taraf ehliyetinin bulunmadığı gözetildiğinde davada taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm verildiği kuşkusuzdur. Taraf koşulu sağlanmadan hüküm verilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/7374, K. 2012/840, 16 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama