KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/7879 E., 2012/1728 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2012
Karar Metni
374 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
1-Dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligatın davalı ...’e bizzat tebliğ edildiği anlaşıldığından davalının buna ilişen temyiz itirazı yerinde değildir.
2-Davalının hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç ve oluşturulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
İncelenen dava dosyası kapsamı ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu 1278 ve 1279 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan ortaklığın giderilmesi davası sonunda taşınmazlardaki ortaklığın satılarak giderilmesine karar verildiği, kararın kesinleştiği ve taşınmazların satış aşamasında olduğu, şu halde taraflar arasında derdest ve görülmekte olan ortaklığın giderilmesine ilişkin bir davanın bulunmadığı, bu olgular gözetildiğinde somut olayda 1086 sayılı HMUK’un 567.maddesi hükmünde sözü edilen bekletici mesele sorununun da olmadığı belirlenmiştir.
Hukukumuzda aidiyetin tespitine ilişkin davalar kendine özgü nitelikte bir dava olup dava sonucunda elde edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti de bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Şu halde davacı tarafın dava açmakta hukuksal yararının bulunmadığının kabulü gerekir. Somut olayda davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dava açabileceği tartışmasızdır. Bu nitelikteki dava ise eda davası niteliğindedir. Öğretide ve uygulamada kural olarak bu tür istemler için eda davası açılmasının mümkün bulunduğu hallerde tespit davasının açılmasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur.
Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhdesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, muhdesatların mülkiyetlerinin tespiti yönünde yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/7879, K. 2012/1728, 13 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama