KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/871 E., 2011/3241 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2011
Karar Metni
260 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tepitine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Toplanan delillerden, davacı tarafın paydaş olduğu taşınmaz hakkında, davalı (alacaklı) ... tarafından davalı (borçlu) ...’in payı üzerine haciz konulduğunu, ne var ki taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın miras bırakanları tarafından meydana getirildiğini öne sürerek aidiyetinin tespiti istemiyle görülen davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmaz hakkında yapılan bir kamulaştırma işlemi veya açılmış bir ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı, tespit davası açılabilmesine imkan tanıyan HUMK 567 ve Kamulaştırma Kanunun 19.maddesi hükmünün somut olayda uygulanmasına imkan olmadığı gözetildiğinde, davacı tarafın tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığı kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/871, K. 2011/3241, 10 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama