KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/988 E., 2011/3629 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2011
Karar Metni
453 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 24.05.2011 günü belirlenen saatte temyiz eden ... Yapı Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Av..... geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava haksız hacizden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğinde toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi, haciz kararını alan davalı tarafın manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için, Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi hükmünde öngörülen kusur sorumluluğu unsurlarının gerçekleşmesi gerekir. Haciz kararı ve bu kararın uygulanmasıyla borçlunun borç ödemekten aciz, borcuna sadık olmayan bir kişi konumuna düşeceği ve iş ve aile çevresinde itibarının zedeleneceği, kişilik haklarının zarar göreceği kuşkusuzdur.
Bu olgu gözetildiğinde haksız hacizden kaynaklanan manevi tazminat davalarında, davacı tarafın manevi zararının gerçekleştiği kabul edilir ve ayrıca zararın kanıtlaması aranmaz. Ne var ki, manevi tazminatın kendine özgü koşulları gözetildiğinde, haczin herhangi bir nedenle kalkması da manevi tazminata hükmedilebilmesi için yeterli değildir.
Ayrıca rıza, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği bir yetkinin kullanılması gibi manevi tazminat sorumluluğunu ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedeninin de bulunmaması gerekir.
Sınırsız olmayan hak arama özgürlüğünün kötüye kullanılıp kullanılmadığının, bir başka deyişle salt başkalarına zarar verme amacıyla kasten veya keyfi olarak kullanılıp kullanılmadığının incelenmesi, hakkın kötüye kullanıldığının belirlenmesi halinde hukuka uygunluk nedeni ortadan kalkacağından üstün tutulması gereken kişilik haklarına değer verilerek, manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
Somut olaya gelince, davacı, karşılıksız çıkan çek bedelinin ödenmiş olmasına rağmen, davalı tarafından sehven hakkında takibe devam edilerek, şirket merkezine hacze gelindiğini, bankalardaki hesaplarına haciz konulduğunu öne sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı banka ise, davacı şirket hakkında sehven başlatılan takibin aynı gün düzeltildiğini, bankalardaki hacizlerin kaldırıldığını savunmuştur.
Birer güven kurumları olan bankalar, objektif özen borcunun gereği olarak, hafif kusurlarından dahi sorumludur (BK 99/2). Davalı bankanın davacıdan alacaklı olup olmadığını bilmesi gerekir. Davalı banka, alacaklı olmadığı halde, davacının hesaplarına haciz koydurmuş, ayrıca haciz işlemi için davacı şirket merkezine gelmiş, bu nedenle hak arama özgürlüğünü kötüye kullanmıştır. Davalı tarafın ağır kusurlu davranışı ile davacı şirketin ticari itibarının zedelendiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, delillerin toplanması, tarafların mali ve sosyal durum araştırmalarının yapılması, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek davacı şirket yararına uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/988, K. 2011/3629, 31 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama