KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/1386 E., 2012/7353 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2012
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 327 parsel sayılı 5.880,18 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına; dava konusu 101 ada 329 parsel sayılı 3.542,77 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise aynı sebebe dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, 101 ada 143 parsel sayılı taşınmazın adına 2.950,89 m2 eksik yüzölçümü ile tespit edildiğini, mevcut eksikliğin 101 ada 327 ve 329 parsel sayılı taşınmazlarda kaldığını öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine dava konusu 101 ada 327 ve 329 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı Hazine'nin dayandığı 15.04.1986 tarih ve 13 sayılı tapu kaydı idari yoldan 2510 sayılı İskan Kanunu'na Ek 1306 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesi uyarınca oluşturulduğuna göre haritası olduğu kuşkusuzdur. Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının dayanağı tescil cetvelinde de kanunları uyarınca Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazın 1 pafta 1 parsel sayılı taşınmaz olduğu belirtilmiştir.
Buna rağmen mahkemece Hazine'nin dayandığı tapu kaydının sınırlarını belli eden pafta ozaliti getirtilip mahalline uygulanmadığı ve bu yolla dava dışı 101 ada 143 parsel sayılı taşınmazın ve dava konusu taşınmazların sınırları yöntemine uygun şekilde belirlenmediği gibi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki harita da, keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermediğinden yetersizdir.
O halde, saptanan dava niteliği dikkate alındığında sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı Hazine'nin tutunduğu 15.04.1986 tarih ve 13 sayılı tapu kaydının dayanağı iskan kayıtları ve haritasının onaylı örnekleri ilgili yerlerden getirtilmeli, dava dışı Hazine'nin tutunduğu tapu kaydının revizyon gördüğü 101 ada 143 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu 101 ada 327 ve 329 parsel sayılı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli,
bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, öncelikle geniş kapsamlı kadastro paftasının ölçeği ile tapu kaydının haritasının ölçekleri eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı uzman bilirkişi eliyle haritalar çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı,
uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın sınırları ve eksik tespit edilip edilmediği ve eksik tespit edilmiş ise eksikliğin hangi parsel sayılı taşınmazlarda kaldığı duraksamasız belirlenmeli,
eksikliğin dava konusu taşınmazlarda kaldığının anlaşılması halinde bu bölümler yönünden Hazine tapusunun oluştuğu tarih ile kadastro tespitinin yapıldığı gün arasında iktisap sağlayan 20 yıllık sürenin davalılar yararına geçip geçmediği duraksamasız belirlenmeli, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 46/1 maddeleri hükmü eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/1386, K. 2012/7353, 31 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama