KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/1796 E., 2013/4906 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2013
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... ile ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava tapuya kayıtlı ve ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmazlar üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetlerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de dosyada toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır.
Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur.
Toplanan delillerden 599 parsel sayılı taşınmazın ifrazen oluştuğu ve “bahçeli kargir ev” niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu yine 41, 58, 133 ve 139 parsel sayılı taşınmazların da “bağ” niteliği ile tapuya kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır.
Şu halde ,dava konusu muhdesatların kadastro tespit gününden önce meydana getirildiğinin ve kadastro tespitinin kesinleşmesi ile dava tarihi arasında az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun belirlenmesi halinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verileceği tartışmasızdır.Ne var ki mahkemece dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı 599 parsel sayılı taşınmazın ifraz öncesini oluşturan tapu kaydı ve kadastro tespit tutanağı getirtilmediğinden anılan taşınmaz yönünden davaya konu./..
2012/1796 -2013/4906 S/2
edilen muhdesat ile(zeminde iki adet bina bulunmaktadır) tapu kaydında gösterilen muhdesatın aynı olup olmadığı,aynı iseler, davada az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılamamaktadır.
Aynı şekilde diğer taşınmazlara ait kadastro tespit tutanakları örneklerinde de kesinleşme tarihleri gösterilmediğinden (o sayfalar eksiktir) az yukarıda açıklanan hukuksal olgu sağlıklı bir şekilde saptanamamaktadır.Gerçekten belirtilen taşınmazların “bağ” niteliğinde olduğu ve kabulüne karar verilen üzüm bağı omcası niteliğindeki muhdesatlar ile dava konusu diğer taşınmazlar üzerindeki zeytin ağacı ve diğer ağaç niteliğindeki muhdesatların bilirkişi raporu ile belirlenen yaşları gözetildiğinde bir kısım muhdesatlar yönünden davada hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu bu nedenle de bu nitelikteki muhdesetlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca ;öncelikle dava konusu muhdesaların üzerinde bulunduğu tüm taşınmazların kadastro tespit tutanakları kesinleşme tarihlerini de gösterir şekilde ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra taraf tanıkları hazır edilmek suretiyle az yukarıda açıklanan hukuki olgunun belirlenmesi açısından taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, keşifte bina, üzüm bağı ve ağaç niteliğindeki muhdesatların her birinin hangi tarihte, kim tarafından, ne şekilde meydana getirildiği duraksamasız belirlenmeli, bunun sonucunda davada hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı,
daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilerek sadece kadastro tespit gününden sonra meydana getirilen muhdesatlar için davanın kısmen kabulüne karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/1796, K. 2013/4906, 28 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama