KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/2103 E., 2012/3010 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2012
Karar Metni
471 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 822 parsel sayılı 382200,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmış, davacılar ... ve ...'ın kendi adlarına tespit gören dava dışı 370 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik yazıldığını,
eksikliğin dava konusu 822 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını öne sürerek ve tapu kaydına dayanarak açtıkları tapu iptal ve tescil devasında davanın kabulüne dair verilen karar 30.01.1996 tarihinde kesinleşmiş iken davalı Hazine'nin iş bu karara karşı tavzih talebinde bulunması üzerine mahkemece 09.02.2009 tarih 1998/405-1999/27 E.K. sayılı ilamla tavzih talebinin kabulüne karar verilerek 1991/175-1994/889 E.K. sayılı hükmün tavzihine karar verilmiş, bu hükümde 13.05.1999 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı ...; söz konusu hükümlerin infaz kabiliyetinin olmadığını öne sürerek tavzih istemi ile dava açmıştır.
Mahkemece tavzih isteminin kabulüne, 1991/175-1994/889 ve 1998/405-1999/27 E.K. sayılı hükümlerde davacılar adına tescil edilecek bölümün “14.12.1994 tarihli ... tarafından hazırlanan rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen bölümün davacının 370 parsel sayılı taşınmazına bitişik kısmından başlamak üzere ve buraya bitişik olacak şekilde güneydeki eski Malkara yoluna doğru olan kısım olduğunun” açıklanmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar davalı Hazine'ye ait temyiz dilekçesinin aslının bulunamadığı belirlenmiş ise de; dilekçe örneğinin taraflardan temin edildiği, gerek dilekçe örneğindeki tarih gerekse dilekçenin temyiz defterine kayıt tarihi gözetilerek davalı Hazine'nin temyizinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede ;
Mahkemece tavzih istemi kabul edilerek davacılar adına tescil edilecek bölümün “14.12.1994 tarihli ... tarafından hazırlanan rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen bölümün davacının 370 parsel sayılı taşınmazına bitişik kısmından başlamak üzere ve buraya bitişik olacak şekilde güneydeki eski Malkara yoluna doğru olan kısım olduğu açıklanarak hüküm kurulmuş ise de bu açıklamanın hükmün infazında tereddüt yaratacağı açıktır.
Mahkemeler infazı mümkün doğru sicil oluşturmakla yükümlüdürler. Mahkemenin tavzihine karar verdiği kesinleşen 1998/405-1999/24 E.K. sayılı ilamda davacılar adına tescil edilecek miktarın 26900,00 m² olduğu belirtilmiştir. Mahkemenin tavzih kararına esas aldığı uzman bilirkişi ...’in 14.12.1994 tarihli rapor ve haritasında ise (A) harfi ile işaretlenen kırmızıyla taralı bölümün miktarının 32500,00 m2 olduğu açıklanmıştır. Kadastro Müdürlüğü’de 19.04.2010 tarih ve 123 sayılı yazısında ilamın verilmesine etken olan uzman bilirkişi rapor ve haritası gönderildiği zaman kararın infazının mümkün olacağını bildirdiği dikkate alındığında davacılar adına tescil edilecek miktar ile uzman bilirkişi raporunda belirtilen miktar arasında bariz fark bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; mahkemeninde kabulünde olduğu üzere davacılar adına tescil edilen dava dışı 370 parsel sayılı taşınmaz yönünden başlamak üzere ve dava konusu taşınmazın da bütünlüğünü bozmayacak şekilde davacılar adına tescile karar verilen 26900,00 m²’lik bölümü ayrıca ve açıkça gösterir nitelikte uzman fen bilirkişiden ek rapor alınarak bu rapora göre hüküm oluşturmak gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/2103, K. 2012/3010, 24 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama