KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/2456 E., 2012/9590 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2012
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, davalının satın aldığını söylediği kepçeye kendisini de ortak edeceğini belirterek kepçenin bazı taksitlerini ödettiği halde bilahare dava dışı şirketten leasing kiralama yapıldığını ve davalının kepçenin kira bedellerini zamanında ödememesi nedeniyle kepçenin asıl sahibi şirket tarafından götürüldüğünü öğrendiği, böylece davalının davacının inancını kötüye kullanarak zarara uğramasına neden olduğunu bildirerek kepçe için ödediği miktarın ödetilmesini istemiştir.
Davalı vekili verdiği dilekçe ile, davacının leasing şirketine bir kısım taksitleri ödemesinin kiralamadan haberdar olduğunu gösterdiğini, kepçenin iki yıl çalıştığını, geri kalan taksitlerin davalı tarafından ödendiğini, davacının davalı ile davalının ortak olduğu şirkete yaptığı ödemelerin huzurdaki dava ile ilgisi olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tarafların bir müddet ortak olarak çalıştıkları, bu süre zarfında davalının satın aldığını ileri sürdüğü kepçenin bazı taksitlerinin davacı tarafından yatırıldığı davacının iddiasını tamamen ispatlayamadığı, ibraz edilen dekontlardaki davalının adına gönderilen miktar yönünden istem kısmen kabul edilmiştir. Kararı davacı ve davalı temyiz etmişlerdir.
Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisi ve kepçenin bir müddet ortak çalıştırıldığı sabittir. Davacı ortaklığa katılma payını istediğine göre bu talebi aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirmesinin yapılmasının gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir.
Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği BK'nun 535. maddesinde, tasfiyesinin nasıl yapılacağı da 538. vd. maddelerinde gösterilmiştir. BK'nun 537/7. maddesi uyarınca da mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir.
Tasfiyenin BK'nun 538. ve devamı maddeleri gereğince yapılması için öncelikle yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye hususunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir.
Taraflar mevcut mal ve demirbaşların bölüşülmesinde ya da mal varlığının bir meblağ karşılığında diğerine bırakılmasında anlaşamadıkları takdirde mahkemece tayin olunacak bir görevli marifetiyle bu malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalır ise bu meblağın, var ise zararın payları arasında paylaştırılmasına karar verilmelidir.
Somut olayda, davacının talebi adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığından, öncelikle mahkemece adi ortaklığın konusunu oluşturan bir başka deyişle adi ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir. Bu hususuta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinden sonra az yukarıda açıklandığı üzere yönetici ortak olan davalıdan hesap istenerek BK'nun 538. vd. maddeleri uyarınca inceleme yapılmalıdır. Hemen belirtmek gerekir ki, taraflar arasındaki ilişki adi ortaklık ilişkisi olduğu için, ortaklardan birinin talepte bulunabilmesi için intifadan men edilmesi de aranamaz. Mahkemece değinilen bu hususlar ışığında inceleme ve değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Anılan yön gözetilmeden yazılı şekilde verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/2456, K. 2012/9590, 20 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama