KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/2549 E., 2012/7751 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2012
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, kaçak su kullanım üzerine girişilen icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemizin bozma kararı üzerine duruşma günü ve saatinin davacı vekiline usulüne uygun bildirilmesine rağmen bozma sonrası ilk duruşma günü olan 30.6.2011 gününde davacı vekilinin duruşmaya mazeretsiz gelmediğinden ve davalı vekili de davayı takip etmeyeceklerini bildirdiğinden bahisle HUMK'nun 409. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilip yenileme süresi içinde de dava yenilenmediğinden 07.10.2011 gününde HUMK'nun 409-(HMK.150.) maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı vekiline bozma kararı sonrası ilk duruşma gününün bildirilmesi için çıkarılan tebligatın Tebligat Kanununun 21. maddesi uyarınca tebliğ edildiği dosyadaki tebligat parçası üzerinde belirtilmiştir.
Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina başlıklı Tebligat Kanununun 21. maddesinde, kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap namına kendisine tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirisinin gösterilen adreste bulunmamaları veya tebellüğden imtina etmeleri durumunda yapılacak işlemler açıklanmıştır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde PTT memurunun ne şekilde davranacağı ise Tüzüğün 28.maddesinde yazılıdır.
Buna göre muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olandan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu ve meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altına imzalatması imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir.
Burada Tüzüğün 28.maddesi PTT memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını tahkik etme görevini yüklemiştir. PTT memuru bu tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği için ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu suretle yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın adreste bulunmamakla beraber orada ikamet ettiği, fakat tevziat saatlerinden sonra adrese geldiği beyan edilirse bu takdirde 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması, komşuya haber verilmesi ve tebliğ evrakının zabıtaya veya muhtara bırakılması işlemlerine geçilebilecektir.
Somut olayda 30.6.2011 tarihli duruşma gününün davacı vekiline tebliğine dair tebligatta “muhatabın komşusunun beyanına göre adliyeye gittiği” şeklindeki bir açıklama ile komşunun imzasız beyanı esas alınarak imzadan çekinip çekinmediği konusunda her hangi bir açıklama olmaksızın muhtara tebliğ evrakı imzası karşılığında bırakılıp muhatabın kapısına yapıştırılmak ve komşusuna haber verilmek suretiyle Tebligat Kanununun 21. maddesi uyarınca tebliğ edildiği açıklanmıştır.
Tebligatın geçerli olabilmesi için HGK'nun 2012/17-58 Esas-2012/271 Karar sayılı ilamı ile yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca PTT memurunun tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmama sebebini bildiren kişinin imzasını alması, anılan kişi imzadan çekiniyor ise bunun açıklanarak kendisinin imzalaması gerekir. Dosyadaki tebligat belgesinde ise davacı vekilinin adresinde bulunmama sebebini bildiren komşusununun imzası alınmamamış ve imzadan çekinip çekinmediği de belirtilmemiştir. Şu durumda, davacı vekiline duruşma gününün bildirilmesine dair yapılan tebligat, Tebligat Kanununun 21. ve Tüzüğün 28.maddelerine aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/2549, K. 2012/7751, 8 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama