KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/2788 E., 2012/6871 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2012
Karar Metni
462 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 02.10.2012 günü belirlenen saatte ... vekili Av. ... ve aleyhine temyiz istenilen ... vekili Av. ... ve Av. ... geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava, davacıya ait bono bedelinin davalı tarafından izinsiz olarak tahsil edilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi hükmünde, "Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka ceza mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez." denilmektedir. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir.
Öğreti ve uygulamada hukuk hâkiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hâkimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Hukuk hâkiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir.
Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hâkimini bağlamaz.
Somut olaya gelince, davacı, alacağına karşılık dava dışı kişi tarafından kendisine verilen bononun, bilgisi ve izni olmadan davalı tarafından ele geçirilip sahte ciro ile üçüncü kişiye verildiğini, davalı ve üçüncü kişi tarafından icra yolu ile bono bedelinin tahsil edildiğini öne sürerek, tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece senet bedelinin tahsil edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu bonoya ilişkin olarak, davacının şikâyette bulunması üzerine, evrakta sahtecilik suçundan yapılan soruşturma sonunda, İskenderun Asliye Ceza Mahkemesi’ne açılan ve 2009/31 esas sayılı dosya üzerinden görülen davada davalı sanık olarak yargılanmakta olup, ceza davası derdesttir.
Anılan ceza davasında davalı hakkında verilecek ve maddi olaylar ile yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararının, görülmekte olan iş bu tazminat davasında taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alınarak, mahkemece İskenderun Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/31 esas sayılı dosyasının sonucunun ön sorun olarak beklenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/2788, K. 2012/6871, 9 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama