KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/3201 E., 2012/5875 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2012
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma
Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava mirasçılık belgesinin verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece verilen kesin süre içinde davacı vekilince kesin sürenin gereklerinin yerine getirilmediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunün 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi hükmünde, kanunda gösterilen veya hakim tarafından verilen kesin süre içinde yapılması istenen işlem yapılmazsa ilgilinin o işlemi yapma hakkının düşeceği açıklanmıştır. HMK'nun 94. maddesinin kabul edilmesindeki amaç, yargılama aşamasında verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamak, bu yolla davaların uzamasını önlemektir.
Kesin süreye uymamanın doğurduğu ağır sonuç gözetildiğinde mahkemece verilen sürenin kesin olduğundan söz edilebilmesi için; ara kararında yapılması istenen işlerin neler olduğunun ayrıntılı olarak ve kuşku yaratmayacak biçimde belirtilmesi, verilen sürenin işin yapılabilmesi için yeterli uzunlukta olması, kesin süre gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının ara kararında açıkça gösterilmesi ve ilgilinin bu konuda uyarılması gerekir.
Somut olaya gelince, davacı vekiline 02.02.2012 tarihli duruşmada, mirasçılık belgesi istenen kök murisin bir kısım mirasçıları hakkında ölüm araştırması yapıldığı, bu kişiler ölü iseler ölüm kayıtlarının nüfusa işlenmesi ve tanıklarını duruşmada hazır ettiğinde dinlenmesi için kesin süre verildiği anlaşılmaktadır.
Mirasçı olduğu anlaşılan kişilere ait nüfus kayıtlarının düşünceler bölümünde o kişi hakkında ölüm araştırmasının yapıldığı hususunun yazılması halinde adı geçen kişinin sağ olduğu kabul edilerek mirasçılık belgesinin düzenlenmesinin gerekeceği, zira kişinin açıkça ölüm kaydının nüfusuna işlenmediği takdirde sağ olduğunun kabulü gerektiği, kaldı ki, ölüm araştırmasının yapılıp sonuçlandırılması idari bir işlem olup, davacı vekiline bu hususta kesin süre verilmesinin de hukuken mümkün olmadığı kuşkusuzdur.
Öte yandan davacı vekilinin tanıklarının isim ve adreslerini bildirmediği, bu hususta davacı vekiline usulüne uygun şekilde kesin süre verilmediği, ön inceleme tutanağı ile 2 adet tanığın dinlenmesi için tebligat ücreti takdir edildiği, davacı vekilince bu ücretin süresi içerisinde dosyaya yatırıldığı halde mahkemece davacı vekiline tanıklarının duruşmada hazır ettiğinde dinlenmeleri yönünde kesin süre verdiği anlaşılmaktadır. Oysa ki davacı vekilinin tanıklarını duruşmada hazır etme yükümlülüğünün bulunmadığı tartışmasızdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/3201, K. 2012/5875, 12 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama