KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/3457 E., 2012/8821 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2012
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, elektrik aboneliği sözleşmesinden kaynaklanan ve istenen miktarda borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davacının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalının temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi hükmünde, "Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka ceza mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez." denilmektedir. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir.
Öğreti ve uygulamada hukuk hâkiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hâkimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Hukuk hâkiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir.
Ceza mahkemesinin, kusurun ve zarar miktarının takdiri hususundaki kararı, yani, fiilin işlendiği sabit olduğu halde, kusurluluğa ya da kusursuzluğa ilişkin saptaması, hukuk hâkimini bağlamaz.
Somut olaya gelince, davacı, davalının elektrik abonesi olduğunu, işyerinde kaçak elektrik kullanıldığı belirtilerek hakkında tutanak düzenlenip kaçak elektrik bedeli tahakkuk ettirildiğini öne sürerek, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davacının kaçak elektrik kullandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu olaya ilişkin olarak, davacı şirket yetkilisi hakkında mühür fekki suçundan açılan ceza davası dosyası mahkemece incelenmemiştir. Ceza davasında davacı taraf hakkında verilecek ve maddi olaylar ile yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararının, görülmekte olan iş bu tazminat davasında taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşıyacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alınarak, mahkemece davacı şirket yetkilisi hakkında mühür fekki suçundan açılan ceza davası dosyasının getirtilip incelenmesi, davanın derdest olması halinde ceza dosyasının sonucunun ön sorun olarak beklenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/3457, K. 2012/8821, 4 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama