KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/3492 E., 2012/8278 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2012
Karar Metni
766 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
1)Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; HUMK’nun 427.maddesi hükmünde açıklanan yargı denetimine ilişkin kesinlik sınırı, 4146, 5219, 5236 sayılı yasalarla 01.01.2011 tarihinden itibaren 1.540 TL’ye yükseltilmiştir.
Temyize konu karar dava konusu 4.075,30 TL'nin reddine karar verilen 805,27 TL'lik kısmına yönelik olup, anılan yasanın yürürlük gününden sonra oluşturulmuştur. Hal böyle olunca sözü edilen ve incelenmesi istenilen kararın kesinlik sınırı içerisinde olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan niteliği itibariyle kesin olan kararların temyiz edilmeleri halinde temyiz istemi hakkında yerel mahkemece bir karar verileceği gibi 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği kuşkusuzdur. O halde davacının temyiz inceleme itirazının reddi gerekmiştir.
2)Davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tutanak tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13.maddesi hükmünde, dağıtım sistemine veya sayaçlara veya ölçü sistemine ya da tesisata müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak tanımlanmıştır.
EPDK'nun 29/12/2005 tarih ve 622 sayılı Kaçak ve Usulsüz Elektrik Enerjisi Kullanılması Durumunda Yapılacak İşlemlere İlişkin Usul ve Esaslar başlıklı kararının süre başlıklı kısmında “Kullanım yerine ait bağlantı anlaşması ve perakende satış sözleşmesi yapılmış olan yerler için, kaçak elektrik enerjisi kullanımına ilişkin olarak yapılacak hesaplamada esas alınacak süre; tutanak düzenlenmiş olması kaydıyla kontrol, mühürleme, kesme-bağlama, sayaç değiştirme ve son endeks okuma işlemlerinden en son yapılanın işlem tarihi ile kaçak tespitinin yapıldığı tarihe kadar olan süredir ve bu süre 90 günü geçemez.
Ancak, sayaçtan geçirilmeden ayrı bir hatla kaçak elektrik enerjisi kullanımının tespiti halinde bu süre iki kat olarak alınır.
Bu sürenin dışında müşterinin kaçak elektrik enerjisi kullanım başlangıç tarihinin doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmesi halinde, kaçak tüketime ek olarak yukarıdaki paragraf çerçevesinde belirlenen başlangıç tarihinden itibaren, doğru bulgu ve belgelerle tespit edilmiş kaçak elektrik enerjisi kullanımı başlangıç tarihine kadar geriye dönük normal tüketim hesabı yapılır. Bu süre 12 ayı geçemez.
Yapılacak hesaplamada tüketimin yapıldığı kabul edilen dönemlerdeki birim fiyatlar dikkate alınır ve gecikme zammı alınmaz” tahakkuk başlıklı kısmında “Kaçak elektrik enerjisi kullandığı tespit edilen tüketicinin, (C) bendindeki usul ve esaslar gözönünde bulundurularak.
(B)- (1)- (a) bendinin 1 inci paragrafı, (B)- (1)- (b) bendi ve (B)- (2) bendi çerçevesinde hesaplanan tüketimi, dahil olduğu abone grubuna kaçak elektrik enerjisi kullandığı tespit edilen tarihte uygulanmakta olan tek terimli aktif enerji bedelinin 1,5 (bir buçuk) katı ile çarpılarak kaçak tahakkuk bedeli hesaplanır ve bu bedel fatura edilir.
(Güç ve reaktif enerji bedeli alınmaz)” hükmü yer almaktayken, tüketim miktarı hesaplama başlıklı kısmında ise, “Tüm müşteriler için öncelikle ihtilafsız dönemlerdeki tüketimi doğru olarak kaydetmiş olan sayaç değerine göre, (Kaçak kullanım tespitinin yapıldığı tarihten geriye dönük olarak yapılan incelemeler sonucunda, tüketim değerlerinin düşmeye başladığı tarih tespit edilebiliyorsa, bu tarihten önceki dönem ihtilafsız dönem olarak kabul edilir.) Doğru tespit edilmiş tüketim değeri yoksa.
Meskenlerde, bağlantı gücü ve ortalama aylık çalışma saatine göre (buradaki bağlantı gücü, proje varsa projesinde belirtilen gücün kullanma faktörü olan 0,60’ı, projesi yok ise, basit yapılarda 3 (üç) kW, diğerlerinde 5 (beş) kW’ın altında olmamak üzere) yöresel özellikler ve benzer yapılar göz önüne alınarak hesaplanır” hükmü bulunmaktadır.
Ayrıca, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde, ticari faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisinin konusunu oluşturduğu; 2.maddesinin 3.bendinde, elektrik dağıtımlarının mal teslimi olduğu; 10/g maddesinde ise, elektrik enerjisi dağıtım veya kullanımlarında, bunların bedellerinin tahakkuk ettirilmesinin vergiyi doğuran olay olduğu açıklanmıştır.
Öte yandan, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 34.maddesi hükmünde, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde elektrik ve havagazı tüketiminin, Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisine (BTV)tabi olduğu, aynı kanunun 35.maddesinde ise, Elektrik ve Havagazı tüketenlerin, Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisini ödemekle mükellef oldukları, belirtilmiştir.
3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Gelirleri Kanununun 2.maddesinde, elektrik enerjisi hasılatından ayrılacak payların, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun gelirleri arasında sayılmıştır.
Somut olayda; cezalı tutar hesaplanmadığı gibi vergiler de hesaplanmamıştır. Böyle bir hesaplama anılan yönetmelik ve karara uygun değildir. Mahkemece eksik bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmiş olması yerinde değildir. Bu nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde görülmüş olup bozmayı gerektirmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş dosyanın aynı bilirkişiye tevdi ile cezalı tutarın ve vergilerinin hesaplattırılması suretiyle toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar vermekten ibarettir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/3492, K. 2012/8278, 22 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama