KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/3522 E., 2012/5852 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2012
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 101 ada 2, 107 ada 63, 108 ada 67, aynı ada 100 ve 111 ada 32 parsel sayılı sırasıyla 13292,56 m2, 8763,33 m2, 8992,78 m2, 35572,27 m2 ve 40020,40 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacı ... tarafından davalı ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde miras yoluyla gelen hakka dayanarak açılan el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazların davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 108 ada 100 ve 111 ada 32 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili temyiz itirazlarına ilişkin olarak;
HUMK'nun 95. maddesi hükmüne göre feragat, yapıldığı anda kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurur ve aynı kanunun 93. maddesi hükmüne göre de kararın kesinleşmesine kadar, davanın her aşamasında feragat edilebilir. Temyiz aşamasında davadan feragat edilmesi halinde Yargıtay'ca temyiz incelemesinin yapılmayarak feragat konusunda yerel mahkemece bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekir.
2-Dava ve temyize konu 101 ada 2, 108 ada 67 ve 107 ada 63 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, davalı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş isede yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Taşınmazlara komşu eylemli meranın mevcutiyeti dikkate alındığında yanlar arasındaki uyuşmazlığın taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplandığının kabulü gerekir. Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazın yetkili ve idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kulllanıla gelmiş olmasına bağlıdır.
O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının ilgili mercilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı belgelerin getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazların mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi,
mera tahsis kaydı yok ise davada yararı olmayan yöreyi iyi bilen, yaşlı, yansız, taşınmazın bulunduğu köye komşu köy halkından seçilecek yerel bilirkişiler tanıklar uzman bilirkişi tapu fen memuru ve ziraatçi bilirkişi tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların ve kesinleşen komşu mera parsellerinin öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgilerinin alınması,
yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişilerinin sözleri arasında çelişki varsa çelişkinin giderilmesi, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile taşınmazın bizzat mahkeme hakimince görülüp gözlenmesi, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu hususunun da ayrıntılı bir şekilde keşif tutanağına geçirilmesi, komşu mera taşınmazların toprak yapısıyla dava konusu taşınmazın toprak yapısının mukayese edilmesi, dava konusu taşınmazlarla sınırında komşu mera olan taşınmazlar arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay sınır yeri olup olmadığının tespit edilmesi,
dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan biçimde araştırma inceleme yapılmalı, taşınmazın mera olduğu sonucuna varıldığı takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca sınırlandırılmasına karar verilmeli, aksi halde zilyetlik delilleri birlikte değerlendirilerek ve davacının davasından feragat etmiş olması da gözönüne alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/3522, K. 2012/5852, 12 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama