KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/3754 E., 2013/5962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2013
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 165 ada 14 parsel sayılı 456,68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden önce davacılar ... ve arkadaşları tarafından davalılar ... ve arkadaşı aleyhine açılan tapu iptali ve el atmanın önlenmesi davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Mahkemece dava ve temyize konu taşınmazın 1/2 payının davalı ..., 1/2 payının ise davalı ... Kılıçcı adına tapuya tesciline ,dava konusu 136 parsel sayılı taşınmaz içinde kalan bölüme yönelik dava dilekçesinin ise görev yönünden reddine, taşınmazın 2.derece doğal sit alanında kaldığının tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşlarının tutunduğu dava dışı taşınmazlara yüzölçümü ile revizyon gören genişletilmeye elverişli ve değişebilir sınırlı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20.maddesi hükmü uyarınca kapsamlarının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunan tapu kayıtlarının dava ve temyize konu taşınmazı kapsamadığı, bir an için tapu kaydının taşınmazı kapsadığı düşünülse dahi şartların oluştuğu tarih itibari ile yürürlükte bulunan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 13/B-c maddesi hükmü karşısında söz konusu tapu kaydının hukuki geçerliliğini yitirdiğinin kabulü gerekir.
Öte yandan.
4342 Sayılı Mera Kanunun 36.maddesi düzenlemesine göre 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe giren Medeni Kanun hükümlerine aykırı olmayan hükümlerinin halen yürürlükte olduğu kabul edilen Şevval 1274 tarihli Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78.madde hükümleri ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının da davalı taraf ve bayisi yararına gerçekleştiği gibi, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı ve bayisinin bir insan ömrüne ulaşan süre ve malik sıfatı ile çekişmesiz ve aralıksız süren zilyetliğinin bulunduğu da mahkemece yapılan keşif,
uygulama ve toplanıp değerlendirilen deliller ile Kadastro Mahkemesinin 1996/11 esas sayılı dava dosyası içeriği ile belirlenmiştir. Ayrıca davacı taraf öne sürdüğü iddialarını ve davalı tarafın savunmasının aksini de kanıtlayamamıştır. Yine dava ve temyize konu taşınmazın davalı tarafın tutunduğu ve taşınmazın tespitine esas alınan 30.06.1977 tarih 1 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı da mahkemece belirlenmiştir.
Bu nedenlerle davacılar Şerif Necip Şerefli ve arkadaşlarının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Ne var ki Kadastro Hakimi infazı mümkün doğru sicil oluşturmak zorundadır. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre dava konusu olduğu anlaşılan 165 ada 14 parsel sayılı taşınmaz hakkında tescil hükmü oluşturulması gerekirken daktilo hatası nedeni ile taşınmazın ada numarasının 165 yerine sehven 164 olarak yazılması,
ayrıca davanın reddine karar verilmesine rağmen vekalet ücretinin dava konusunun güncel değeri esas alınarak maktu vekalet ücretinden çok olacak şekilde tayin edilmesi hususları isabetsiz, davacılar Şerif Necip Şerefli ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenle yerinde ise de yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hükmün 1 nolu bendinin 1.satırında yazılı bulunan “164 ada 14 “ sözlerinin hüküm yerinden çıkarılmasına, yerine “ 165 ada 14 ” sözlerinin yazılmasına,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/3754, K. 2013/5962, 9 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama