KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/3834 E., 2013/12643 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2013
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava adi ortaklıktan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
1-Kural olarak, davanın tarafı olmak ve hükmü temyizde hukuksal yararı bulunmak koşulu ile bir hükmü ancak o davanın tarafları temyiz edebilirler. Hükmü temyiz eden davalılardan ...’a yöneltilen davanın reddine karar verildiği ve adı geçen aleyhine bir hüküm de oluşturulmadığı gözetildiğinde hükmü temyizde hukuksal bir yararı bulunmayan davalı ...’ın temyiz inceleme isteğinin reddine karar verilmelidir.
2-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere, davacı ile davalılardan ... arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğunun ve taraflar arasında görülüp sonuçlandırılan Ümraniye Asliye 2.Hukuk Mahkemesinin 2003/61 esas sayılı dosyasında verilen kararın kesin hüküm oluşturmadığının mahkemece doğru olarak belirlenmiş olmasına göre davalı tarafın bu yönlere ilişen ve aşağıda gelecek bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere ve hüküm yerinde gösterilen gerekçelere, davalılar arasındaki muvazaanın ve davalı ...’a yöneltilen davanın kanıtlanamamasına, yine davalı tarafça eda edilen yemin metni içeriğindeki hususların kesin delil sayılacağı gözetildiğinde alacak dışındaki bu kalem mal ve gelirlerin ortaklık mal varlığına dahil edilmemesinde ve adi ortakların birbirlerine karşı tacir sayılamayacağı dikkate alındığında
hüküm yerinde ticari faize hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı tarafın bu yönlere ilişen ve aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 4-Davacı ile davalılardan ...’ın oluşturulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, oluşturulan hüküm de yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Davanın yukarıda açıklanan niteliği gözetildiğinde dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise de temyiz aşamasında yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun yürürlüğüne dair Kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “…sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekecektir.
Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK’nun 639., 642., 643.ve 644.maddelerinin dikkate alınması gerekir. Gerçekten davalı tarafın cevap dilekçesinden de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin 2008 yılı itibariyle son bulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır.
O halde; mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalı ...’tan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir.
Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak (usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle) değerlendirilme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinin ardından yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanarak ortaklıktan olan alacakları düşüldükten sonra geriye bir şey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönde bir uygulama yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacı ile davalılardan ...’ın temyiz itirazlarının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/3834, K. 2013/12643, 4 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama