KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/4230 E., 2012/5625 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Eylül 2012
Karar Metni
445 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... Genel Müdürlüğü tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 157 ada 2 parsel sayılı 30,66 m² yüzölçümündeki taşınmaz türbe ve arsa niteliği ile davacı ... Genel Müdürlüğü adına tespit edilmiştir. Davacı ... Genel Müdürlüğü taşınmazın vakıf malı olmadığını, davalı Köy Tüzel Kişiliğine ait orta malı veya Hazine'ye ait devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanak aslı ve dayanağı belgelerin geri çevrilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı taraf dava konusu kendi adına tespit gören 157 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olmayan davalılar Hazine, Köy Tüzel Kişilği ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nü hasım göstererek dava açmıştır. Hal böyle olunca davacının kendi adına tespit edilen taşınmaza yönelik olarak dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi davanın açıldığı günde gerçek hasma yöneltilen bir dava da bulunmamaktadır. Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre mahkemece oluşturulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı ... Genel Müdürlüğü'nün yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 06.09.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Kadastro çalışmaları sırasında Seydibaba Köyü 157 ada 2 parsel sayılı 30,66 m² yüzölçümündeki taşınmaz hiçbir kayda dayanılmadan Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tespit edilmiştir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü söz konusu taşınmazın kendisine ait olmadığını, üzerinde Türbe bulunan bu taşınmazın Köy Tüzel Kişiliğine ait olduğunu belirterek, hukuka aykırı olarak yapılan bu tespitin iptali ile taşınmazın davalı Köy Tüzel Kişiliği adına tescili için dava açmıştır.
Yerel mahkeme kadastro davalarının ancak tespit malikine karşı açılabileceği, olayda davalı Köy Tüzel Kişiliğinin tespit maliki olmadığı, bu nedenle davacının açtığı davada hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davayı husumet nedeni ile reddetmiştir.
Kadastro tespitinin gerçeğe aykırı yapıldığı dosya kapsamı ile bellidir.
Taşınmaz üzerinde bulunan Türbenin bakım ve işletme giderleri yönünden adına tespit yapılan davacı bakımından külfetler ve sorumluluklar doğurabileceği açıktır. Davacının bu külfetleri ve sorumlulukları dikkate alarak gerçeğe aykırı tespitin düzeltilmesini istemekte hukuki yararı vardır.
Her ne kadar kadastro davaları kural olarak tespit maliklerine karşı açılır ise de olayımızda istisnai bir durum söz konusudur. Davacının idare tarafından yapılan yanlışlığı kabullenme zorunluluğu yoktur. Davacının bu şekilde çaresiz durumda bırakılması adalet duygusunu zedeler. Yargı merciileri adaleti gerçekleştirecek çözümler üretmelidirler.
Davalı Köy Tüzel Kişiliğinin tespitten sonraki 10 yıl içinde dava açıp, taşınmazın adına tescilini isteme hakkı var ise de davacının hakkını almasını davalının insiyatifine bırakmak etkin bir çözüm yolu değildir.
Somut olayda yapılması gereken, davacının davasını kabul edip, gerçeğe aykırı olduğu sabit olan kadastro tespitini iptal ile taşınmazı davalı Köy Tüzel Kişiliği adına tescil etmekten ibarettir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/4230, K. 2012/5625, 6 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama