KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/4597 E., 2013/1830 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2013
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, alacak istemine ilişkindir. Mahkemece istem davalılardan ... yönünden kabul edilmiş, davalı ... yönünden reddedilmiştir. Kararı davalı ... temyiz etmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı ... ile 2004'de evlenip 20.07.2006'da boşandığını, diğer davalı ...'ın ise davalı ...'un damadı olduğunu, davalı ...'un arsası üzerine ticari faaliyete konu ederek satmak üzere davacıdan 125.000 Amerikan Doları borç aldığını, aralarındaki düzenledikleri belgeye göre bu paranın 01.05.2006 gününde ödeneceği belirtildiği halde ödenmediğini, taşınmazın 05.12.2007'de 12.000 TL satış bedeli gösterilerek diğer davalı ...'a devredildiği halde halen taşınmazda davalı ...'un oturduğu ve gerçek satış için çaba sarfetmediği gibi davacının parasını da ödemekten kaçındığını belirterek 125.000 Amerikan Doları tutarında olduğunu iddia ettiği alacağının tahsilini istemiştir.
Davalılar cevabında, davacı ile davalı ... arasında 01.11.2005 tarihli düzenlenen belgenin borç senedi olmayıp sadece nakit bir miktar paranın alındığını gösteren bir belge olduğunu, tarafların bilahare 31.08.2006 tarihli bir protokol düzenleyerek “Nakit verme işleminin yatırım ortaklığı amacıyla olduğunu” belirttikleri, bu protokolün 01.11.2005 tarihli belgeden sonra yapıldığından artık 1.11.2005 tarihli belgenin geçerliliği bulunmadığını, protokolün geçerli olup taliki şarta (... satılması) bağlı olduğunu, şartın gerçekleşmesi sonucu paylaşımın yapılması ile davacının alacağının sona ereceğini, ayrıca davalı ...'ın sözkonusu belge ve protokolde taraf olmadığından eldeki davadan ona husumet yöneltilemeyeceğini bildirerek davanın reddini savunmuşlardır. ../..
2012/4597-2013/1830 S.2
Mahkemece, davacının evlilikleri sırasında davalıya verdiği paranın vadesinde ödenmeyince 31.08.2006 tarihli protokolün yapıldığı, protokolün ... şatışı için gerekli çabayı gösterme amacıyla yapılmış bulunduğu ve davacının verdiği paranın iade edilmediği anlaşıldığından davalı ... hakkındaki istemin kabulüne, ...'ın borç verme ilişkisinde taraf olmadığı gerekçesiyle onun hakkındaki istemin husumetten reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, davacı tarafından evlilikleri sırasında davalı ...'e bir miktar para verildiği ve buna dair 01.11.2005 tarihli bir belge düzenlendiği, bilahare tarafların boşandıkları ve 31.08.2006 tarihli bir protokol düzenleyerek 2.madde de “taraflar anılan nakit verme işleminin yatırım ortaklığı amacıyla olduğunu kabul ederler... ... en kısa zamanda tamamlanıp satılması ve satış parasının yarı yarıya paylaşılması konusunda mutabıktırlar” şeklinde aralarındaki ilişkiyi tarif etmişlerdir.
Ayrıca, ortak yaptırılan villa da davalı ... tarafından damadı diğer davalı ...'a devredilmiştir. Davacının istemi de bu anlamda ortaklık katılım payından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup fesih ve tasfiyeyi de kapsar. Davanın bu şekilde hukuki nitelendirilmesinin gerekliliği karşısında mahkemece adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmelidir.
Dava konusu uyuşmazlık 818 Sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olduğu dönemde meydana gelmiş ise dosya temyiz aşamasında iken 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK'nun yürürlüğüne dair kanunun 1. maddesi son cümlesi uyarınca “...sona erme ve tasfiye” konusunda 6098 Sayılı TBK hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Bu nedenle adi ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesine dair 6098 Sayılı TBK'nun 639, 642, 643 ve 644. maddelerinin dikkate alınması gerekir.
Şu durumda, mahkemece yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenmeli, tarafların tasfiye konusunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar anlaşamadıkları takdirde, mahkemece öncelikle ortaklığa ait malların tespitinin yapılması gerekir.
Bu hususta taraflardan delil ve karşı delilleri alınarak değerlendirme yapılmalı, bu hususun belirlenmesinin ardından yukarıda belirtildiği üzere yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan hesap istenerek tayin olunacak görevli marifetiyle ortaklığa ait malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmalı ve her birinin ortaklıktan olan alacağı düşüldükten sonra geriye birşey kalır ise bu meblağın, var ise zararın paylaştırılmasına karar ../..
2012/4597-2013/1830 S.3 verilmelidir. Anılan yön gözetilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/4597, K. 2013/1830, 28 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama