KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/5020 E., 2013/15446 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2013
Karar Metni
707 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacılar ... ve arkadaşları ile davalılar ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemece davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazlardan 78 parsel sayılı uzman bilirkişi ... Apan tarafından düzenlenen 12.09.2011 tarihli ek rapor ve eki haritada (A) harfi ile gösterilen 7.028,94 m2 yüzölçümündeki taşınmazı ve 79 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 2.673,44 m2 yüzölçümündeki bölümünü kapsadığı kabul edilmek suretiyle bu taşınmaz ve taşınmaz bölümü yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Mahkemece davacı tarafın dayandığı kök tapu kaydı olan T. Sani 1304 tarih ve 15 sayılı tapu kaydının K.sani 305 tarih 1 ve 2 sayılı tapu kayıtları olarak tedavül görmesiyle hukuki geçerliliğini yitirmiş olduğu, yeniden intikal görmesinin hukuken mümkün olmadığı kabul edilerek kök tapunun sonraki tedavülü olan Nisan 1942 tarih 201 sayılı mükerrer tapu kaydına değer verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece kök tapunun tedavüllerinden olan K.sani 1305 tarih ve 2 sayılı tapu kaydının gittiği Nisan 1942 tarih ve 200 sayılı tapu kaydının, maliki olan davacıların miras bırakanı ...'ın tespit ve dava tarihinde sağ olması nedeniyle, hukuki geçerliliğini koruduğunun kabul edilmesi de yerindedir.
Ne var ki, mahkemece hukuki geçerliliğini koruyan K.sani 1305 tarih ve 2 sayılı tapu kaydının gittiği davacıların miras bırakanı ...'ın maliki bulunduğu Nisan 1942 tarih ve 200 sayılı tapu kaydının kapsamının tayininde yanılgıya düşülmüştür.
Şöyle ki; dosya içerisinde bulunan Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1949/168 Esas sayılı dava dosyası ile davacıların miras bırakanı ...'ın bu tapu kaydına dayanarak üçüncü kişilerin müdahalesinin menini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Adı geçen dava dosyasında 22.07.1951 tarihinde yapılan keşifte tanık olarak dinlenilen önceki kayıt maliklerinden Tahiriye'nin eşi Sıtkı Özal tapu kaydının kapsadığı alanın doğusunun ırmak, kuzeyinin ... ve ..., batısının cebel ve güneyinin kök tapudan bölünüp ... Efendi'ye verilen K. Sani 1305 tarih ve 1 sayılı tapu kaydının kapsadığı yer olduğunu belirtmiştir.
Keşif sonrası uzman bilirkişi tarafından hazırlanan 22.10.1952 tarihli krokide, ''...'' yeri olarak gösterilen taşınmaz bölümünün Eylül 1300 tarih ve 31 sayılı 32.165,00 m2 gayri sabit hudutlu tapu kaydının kapsadığı alan, krokide ''Hacı ... Şakir'' yeri olarak gösterilen bölümün ise Eylül 1300 tarih ve 29 sayılı 32.165,00 m2 gayri sabit hudutlu tapu kaydının kapsadığı alan olduğu, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının maliki evveli olan ''...'' yerinin ise ''Hacı ...
Şakir''e ait taşınmaz bölümünün bitiminden hemen sonra başladığı anlaşılmaktadır. Bu '' ...'' ve ''Hacı ... Şakir'' bölümlerinin gayri sabit hudutlu tapu kayıt miktarlarının toplamı 64.330,00 m2 olup, ''...
Efendi'' ye ait olan Eylül 1300 tarih ve 31 sayılı tapu kaydının revizyon gördüğü dava ve temyize konu 78,79,80 ve 81 parsel sayılı taşınmazlara komşu 1275 parsel sayılı taşınmazın yüzölçüm miktarının 82.200,00 m2 olduğu gözönünde tutulduğunda davacı tarafın dayandığı 13.785,00 m2 yüzölçümündeki K.sani 1305 tarih ve 2 sayılı gayri sabit hudutlu tapu kaydının da 1275 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kaldığından kuşku duymamak gerekir.
Kaldı ki, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının ''Süberde Ahalisi'' sınırının 1275 parsel sayılı taşınmazın bitiminden sonra başladığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının dava ve temyize konu 78,79,80 ve 81 parsel sayılı taşınmazları kapsadığının kabulünde hukuken olanak yoktur. Mahkemece, davacı tarafın 78,79,80 ve 81 parsel sayılı taşınmazlarda zilyet olmadığı, davalı taraf yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluştuğu da belirlenmiştir.
Mahkemece bu nedenler gözönünde tutularak davanın tümden reddedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de.
79 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 7.200,45 m2 yüzölçümündeki bölümüne yönelik kurulan hükümde pay ve paydanın birbirine eşit olmaması, dava ve temyize konu 81 parsel sayılı taşınmaza komşu dava konusu olmayan ve sehven gönderildiği anlaşılan 82 ve 118 parsel sayılı taşınmazlara ait tutanak asıllarının Tapu Sicil Müdürlüğü'ne iadesine yönelik hüküm kurulmaması dahi isabetsiz olup,
açıklanan nedenlerle davacılar ... ve arkadaşlarının 79 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada (C) harfi ile gösterilen 7.200,45 m2 yüzölçümündeki bölümüne ve 80 ve 81 parsel sayılı taşınmazlara yönelik yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile davalılar ... ve arkadaşlarının usul ve yasaya uygun bulunan temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün 78 ve 79 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davalı taraf lehine BOZULMASINA, davalı taraftan alınan peşin harcın istek haline ilgilisine iadesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/5020, K. 2013/15446, 25 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama