KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/5090 E., 2012/8200 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2012
Karar Metni
361 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... ve davalılardan ..., ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava niteliği ve içeriği itibariyle 5038 ada 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı tarafın temyizi, 5038 ada 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulanan dava konusu binanın 1. katının 1/2 payına yönelik davasının reddi ile ilgili hükme, davalı tarafın temyizi ise taşınmaz üzerindeki binanın 2. katının 1/2 payının davacıya aidiyeti ile ilgili hükümdeki yargılama giderine yöneliktir.
Tapuda kayıtlı ve taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 5038 ada 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın 1. katın mevcut haliyle tarafların ortak miras bırakanı ... ... tarafından satın alındığı, 2. katın 1/2 payının ise davacı ... tarafından meydana getirildiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davacı ... ile davalılar ... ... ve ...'un sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken mülkiyet olgusu doğuracak şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, taşınmaz üzerindeki muhtesatın değerinin belirlenmesi görevinin ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemenin görevine girdiği gözetildiğinde, tespit davasına bakan mahkemenin bu konuda karar vermesi dahi isabetsizdir.
Öte yandan; taşınmaz üzerinde davacı tarafın da paydaş olduğu gözetildiğinde yargılama sonunda hükmedilecek karar ve ilam harcının muhdesat değerinin davalı taraf payına isabet eden bölümü üzerinden hesaplanması gerektiği de kuşkusuzdur.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz ise de; yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden, hüküm yerinin 1 numaralı bendinden “…davacı ile eşi ... ... tarafından yapıldığının ve 96792 TL değerindeki ikinci katın 1/2'şer olarak davacı ... ile eşi ... ...'a ait olduğunun tespitine" ve 2. bendinden sırası ile "...5749,44...", "...5600,94..." söz ve rakamlarının çıkarılmasına, yerine sırası ile "...1/2'sinin davacı ... tarafından meydana getirildiğinin tespitine...", "...481,14..." ve "...332,64..." sözlerinin yazılıp eklenmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/5090, K. 2012/8200, 21 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama