KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/5507 E., 2013/11095 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2013
Karar Metni
480 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... mirasçıları ... ve paydaşları ile davalı ... ve ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 37 parsel sayılı 2000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, tapu dışı paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına tespit edilmiştir. ... ve ...'ün itirazı üzerine Komisyonca ...'nün itirazının reddine, tespitin iptali ile taşınmazın ..., ..., ... adına tespitine karar verilmiştir.
202 parsel sayılı 4300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına, tapu dışı paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... ve paydaşları adına tespit edilmiştir. İtirazı Komisyonca reddedilen ... tapu kaydına dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece her iki taşınmaz hakkında ayrı ayrı usule ve araştırmaya yönelik bozma ilamlarına uyulduktan sonra dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine, 37 ve 202 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... mirasçıları ... ve paydaşları ile davalı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Hükmü temyiz eden davalı ... ve ...'ün dava ve temyize konu 202 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açmadıkları, açılan davaya da yöntemine uygun şekilde katılmadıkları dosya içeriği ile belirlenmiştir. Ayrıca adı geçen davalılar aleyhine bir durum da yaratılmamıştır. Açıklanan nedenlerle hükmü temyizde hukuksal yararı bulunmayan davalı ... ve ...'ün temyiz inceleme isteğinin REDDİNE, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 3,15 TL harcın davalı ... ve ...'ten alınmasına,
2-Davacı ... mirasçıları ... ve paydaşlarının temyiz inceleme isteklerine gelince; Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için verilen kesin önel, gerekli koşulları içermemektedir. Verilen ara kararda mahalli bilirkişiler ve tanıklara çıkartılacak davetiye giderleri belirlenmediği gibi, bu giderlerin yatırılması için taraflara kesin süre verilmemiştir.
Davacının iddiası ve davanın niteliği dikkate alındığında ziraat bilirkişisinden rapor alınmasına gerek olmadığından ziraat bilirkişisine ücret takdiri de yerinde olmamıştır. Bu olgular dikkate alındığında mahkemece oluşturulan ara kararının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca davacı tarafın, daha önceden kendisine verilen kesin süre içerisinde 25.4.2005 tarihinde 231,20 TL keşif ücretini yatırdığı belirlendiği gibi, dava konusu 37 parsel sayılı taşınmaz başında iddia ve savunmanın kıymetlendirilmesi yönünden 17.8.2001 tarihinde keşif yapıldığı da dosya içeriği ile belirlenmiştir. Bu durumda somut olayda 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36.maddesi hükmünün uygulama olanağının bulunmadığı da kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/5507, K. 2013/11095, 13 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama