KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/5540 E., 2012/10135 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2012
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 18.12.2012 günü belirlenen saatte temyiz eden davacı ... vekili Av.... ile karşı taraftan davalı ... Müdürlüğüne İzafeten Bitlis Vakıflar Bölge Müdürlüğü vekili Av.... geldiler, gelenlerin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi.
Gereği görüşüldü:
Dava, “... ... Hanigahı Vakfı” adında bir vakfın mevcut olup olmadığının var ise 3 Mart 1326 tarihli Garzan Şerri Mahkemesinin ilamının bugün ... ... Türbesinin bulunduğu Siirt İli Baykan İlçesi Ziyaret Beldesinde zemine uygulanıp uygulanmadığının ve halen geçerli olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; kural olarak tespit davasının dinlenebilmesi için genel dava şartlarından başka iki özel koşula daha ihtiyaç vardır.
Sözü edilen özel koşulların ilki; tespit davasının konusunu ancak bir hukuki ilişkinin oluşturabileceğidir. Gerçekten tespit hükmü, hak ve alacakların doğduğu hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığını tesbit etmektedir. Bu nedenle uygulamada, konusu yalnızca maddi vakıa ya da vakıalar olan tespit davalarının dinlenemeyeceği sonucuna varılmıştır. Kural olarak maddi vakıa ya da vakıalar ancak hukuki bir ilişki ile birlikte tespit davasına konu olabilirler.
Özel koşulların ikincisi ise; hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığının hemen tespitinde hukuki bir yarar bulunmalıdır. Hukuki yarar koşulu, tespit davasını hükme bağlayan tüm yasalarda öğretide ve uygulamada kararlılıkla aranmaktadır.
Öte yandan; bir hukuki ilişkinin hemen tespitinde, hukuki yararın varlığının kabul edilebilmesi için de şu üç unsurun birlikte olması zorunludur. Sözü edilen üç unsuru hemen açıklamak gerekirse;
a)Davacının bir ... veya hukuki durumunun halihazır bir tehlike ile ciddi biçimde tehdit edilmiş olması ve sözü edilen tehlikenin yakın ve tehdidin ciddi olması gerekir,
b)Bu ciddi tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt ya da belirsizlik içinde olması ve bu hususun davacı için bir zararı meydana getirebilecek nitelikte bulunması gerekir. Tehdit objektif olarak değerlendirildiğinde bir zarar doğurabilecek nitelikte olmalıdır.
c)Yalnızca kesin hüküm sonuçlarını meydana getiren cebri icraya yetki vermeyen bir başka deyişle icra ve infaz kabiliyeti bulunmayan tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olması zorunlu olduğu gibi, davacının hukuken korunma ihtiyacı da hali hazırda bulunmalıdır.
Açıklanan nedenlerle davacının hukuki korunma (himaye) ihtiyacını başka bir vasıta ile tamamen tatmin edebilmesinin mümkün olduğu hallerde, hukuki ilişkinin mücerret (soyut) tespitinde hukuki yararının bulunmadığı, bu nedenle tespit davası açılamayacağı tartışmasızdır.
Az yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde; davacı tarafın görülen davaya konu tespit isteminde hukuki yararının bulunmadığı kuşkusuzdur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/5540, K. 2012/10135, 27 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama