KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/6622 E., 2013/1289 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2013
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
HUMK'nun 275.(yeni HMK'nun 266.) maddeleri hükümlerine göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe taktir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olaya gelince, davacı, davalı ile aralarında hayvan ortakçılığı konusunda adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını, sözleşme devam ederken davalının bakım ve gözetiminde olan hayvanların kaybolduğunu öne sürerek, kaybolan hayvanların bedelini talep etmiş; davalı ise, hayvanların kaybolmasında kusurunun bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, zarar miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, İlçe Tarım Müdürlüğü'nün cevabi yazısı esas alınıp, zararın meydana gelmesinde davalı tarafın kusurlu olduğu kabul edilerek, davalı tarafından yapılan bakım ve beslenme giderlerinin gözönünde bulundurulmadan karar verilmiştir. Zarar miktarının belirlenmesi hakimin hukuki bilgisi ve genel hayat tecrübelerine göre değerlendirebileceği bir konu olmayıp, uzman bilirkişi incelemesini gerektiren özel ve teknik bilgiyi ../..
2012/6622-2013/1289 S.2
gerektiren bir konu olduğu kuşkusuzdur. Eksik araştırma ve soruşturma ile ve yasal düzenlemelere aykırı biçimde karar verilemez.
Uyuşmazlığın çözümünde 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 520 ve devamı (yeni 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 620 ve devamı) maddelerindeki adi ortaklığa ilişkin hükümleri dikkate alınmalıdır. Talebin, ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir.
O halde mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerekli olup; tasfiye, bütün hesapların görülüp, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesidir. Yönetici ortak, diğer ortaklara hesap vermekle yükümlüdür.
Mahkemece öncelikle yönetici ortaktan, kurulduğu tarihten itibaren ortaklığın tüm muhasebesi ile ilgili defterler ve ortaklıkla ilgili tüm belge ve faturaların ibrazı ile ortaklıkla ilgili hesap listesinin istenilmesi, ortakların gerek tasfiye şekli gerekse hesap listesi üzerinde uyuştukları ve uyuşamadıkları noktaların saptanması, uyuşamadıkları noktalarda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup toplanması, yönetici ortağın hesap listesi vermemesi durumunda hesap vermekten kaçındığı kabul edilmesi, bu durumda mevcut delillere göre hüküm kurulması,
ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra, yapılması gereken harcama ve maliyet bedelleri ile elde edilebilecek gelir miktarının tespiti için, hayvan ortakçılığı, bakımı ve satımı konusunda uzman yerel bilirkişi, veteriner ve hesap bilirkişileri görevlendirilerek rapor alınması, bilirkişi kurulu aracılığıyla, verilen hesap listesinin, defter ve belgelerin yapılan iş ile uyumlu olup olmadığının belirlenerek denetiminin sağlanması, varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmesi,
ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masrafların da gözönünde tutulması, ortaklara paylaştırılması gereken miktarın belirlenmesi ve tasfiyenin bu şekilde tamamlanması gerekir.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan yöntem izlenerek adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/6622, K. 2013/1289, 19 Şubat 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama