KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/7477 E., 2013/22807 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2013
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Gereği görüşüldü: Dava kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacak nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç davanın niteliğine ve dosyada toplanan delillere uygun düşmemiştir.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmünde, "Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir.
Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hakimini takyit etmez." denilmektedir. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esaslar yönünden Hukuk Hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, Hukuk Hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir.
Öğreti ve uygulamada kabul gördüğü üzere hukuk hakimi maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Somut olaya gelince, davacı hakkında dava konusu birinci tutanaktan dolayı açılan ve beraatle sonuçlanan ceza davasında verilen beraat hükmünün (maddi bulgulara dayalı olarak sanık tarafından atılı suçun işlenmediğinin belirlenmiş olmasına göre) görülmekte olan davada mahkemeyi bağlayacağı ve ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararının bu dava yönünden de kesin hüküm oluşturacağı kuşkusuzdur.
Bu nedenle mahkeme hükmünün birinci tutanak için aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Şu halde mahkemece davacı tarafın 05.09.2007 tarihli birinci tutanaktan dolayı borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmelidir.
Dava konusu ikinci tutanağın ise 17.11.2008 tarihli ölçü ayarlar şube müdürlüğünce yapılan muayene raporu sonucu düzenlendiği, raporda sayaç mühürüyle oynanmış ise de okuma veya tahakkuk hatasının bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, kaçak elektrik tutanağının anılan rapor kapsamında düzenlendiği, sayaca doğrudan müdahalede bulunulduğunun tam olarak belirlenmediği gözetildiğinde davada sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için dosya yeniden başka bir bilirkişiye verilerek dava konusu ikinci tutanak için kaçak kulanım olup olmadığı yönünde bilirkişiden ayrıntılı ve denetime açık rapor alınmalı, özellikle davacıya ait tüketim ekstreleri incelenerek tutanak tarihinden önceki endeks değerleriyle tutanak sonrası endeks değerlerinin karşılaştırılması ve sayaçta eksik tüketim varsa abonenin kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususları bilirkişiye de hatırlatılmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/7477, K. 2013/22807, 19 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama