KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/866 E., 2012/4664 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2012
Karar Metni
656 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 117 ada 103, 105 ve 107 parsel sayılı sırasıyla 21821,98 m², 21153,48 m² ve 53051,06 m² yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ..., ..., ... adlarına tespit edilmiştir. Askı ilan süresinde davacı Hazine vergi kayıtlarına dayanarak taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olduğunu bu nedenle zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece 117 ada 103 ve 107 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davaların reddine, tespit gibi tesciline, 117 ada 105 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 117 ada 105 parsel sayılı taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Dava konusu taşınmaz ile sınırında bulunan ve mera olarak sınırlandırılan ve kesinleşen komşu mera taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay bir sınır bulunamadığından dava konusu taşınmazın meraya el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir. Bu nedenlerle temyiz edenin sıfatı da nazara alınarak davacı Hazine'nin temyiz itirazlarının reddi ile 117 ada 105 parsel hakkındaki hükmün ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
2-Hazine'nin 117 ada 103 ve 107 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyizine gelince;
Mahkemece dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olmadığı, davacının vergi kaydının dava konusu taşınmazları kapsamadığı, taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı tarafın tutunduğu vergi kayıtlarının taşınmazlara uymadığı, taşınmazların kanunları uyarınca devlete kalan taşınmazlardan olmadığı mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Ne varki, taşınmaza komşu eylemli meranın mevcudiyeti dikkate alındığında yanlar arasındaki uyuşmazlığın taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde toplandığının kabulü gerekir.
Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi için taşınmazların yetkili ve idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesi ya da taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır.
O halde uyuşmazlığın saptanan niteliği dikkate alınarak taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığının ilgili mercilerden sorulup saptanması, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı belgelerin getirtilip uygulanması, dava konusu taşınmazın mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi,
mera tahsis kaydı yok ise davada yararı olmayan yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazların bulunduğu köye komşu köy halkından seçilecek yerel bilirkişiler, tanıklar, uzman bilirkişi, tapu fen memuru ve ziraatçi bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların ve kesinleşen komşu mera parselinin öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda olaylara dayalı bilgilerinin alınması,
yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişilerinin sözleri arasında varsa çelişkinin giderilmesi, uzman ziraatçi bilirkişi aracılığı ile taşınmazın bizzat mahkeme hakimince görülüp gözlenmesi, taşınmazların fiziksel yapısı, meyil durumu hususunun da ayrıntılı bir şekilde keşif tutanağına geçirilmesi, komşu mera taşınmazların toprak yapısıyla dava konusu taşınmazların toprak yapısının mukayese edilmesi, dava konusu taşınmazlarla sınırında komşu mera olan taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal ya da yapay sınır olup olmadığının tespit edilmesi,
dava konusu taşınmazların kamu malı niteliğinde mera olup olmadığının ve meradan açılıp açılmadığının belirlenmesi gerekir. Mahkemece açıklanan biçimde araştırma yapılmamıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/866, K. 2012/4664, 18 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama