KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/9249 E., 2013/14825 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2013
Karar Metni
1.147 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 10, 11, 12, 14, 15, 16, 17, 20, 21, 22, 26, 29, 30 ve 31 parsel sayılı sırasıyla 1190,00 m2, 10130,00 m2, 6930,00 m2, 7045,00 m2, 112,00 m2, 210,00 m2, 610,00 m2, 7720,00 m2, 560,00 m2, 3925,00 m2, 170,00 m2, 195,00 m2, 1150,00 m2 ve 3910,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 10, 17 ve 26 parsel sayılı taşınmazlar sebze bahçesi niteliği ile, 11, 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar ham toprak niteliği ile, 15, 16 ve 29 parsel sayılı taşınmazlar zilyetlikle kazanma şartlarının oluşmadığından söz edilerek sebze bahçesi niteliği ile, 20, 21 ve 22 parsel sayılı taşınmazlar kargir ev ve avlusu niteliği ile,
30 parsel sayılı taşınmaz zilyetlikle kazanma şartlarının oluşmadığından söz edilerek kargir ev ve avlusu niteliği ile, 31 parsel sayılı taşınmaz ise devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek leçelik niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazları komisyonca reddedilen davacılar ... ve arkadaşları kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve vergi kaydına dayanarak dava açmışlardır.
Ayrıca dava konusu bir kısım taşınmazlar yönünden davacılar ... ve arkadaşları da kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve vergi kaydına dayanarak dava açmışlardır. Yargılama sırasında ... ve arkadaşları bir kısım taşınmazlar yönünden davaya katılmışlardır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacılar ... ve arkadaşlarının dava ve temyize konu 10, 11, 12, 14, 15, 16, 17, 20, 21, 22, 26, 29, 30 ve 31 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalarının kabulüne, dava ve temyize konu bu taşınmazların her birinin 1/4 payının davacı ... oğlu ..., 1/4 payının davacı ... oğlu ..., 1/4 payının davacı ..., 1/4 payının ise davacı ... mirasçıları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı Hazine'nin dava konusu 8, 23, 9, 19, 24, 27 ve 28 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, bir hükmü ancak hukuksal yararı bulunmak koşuluyla davanın tarafları ile davanın tarafı olmamakla birlikte aleyhine hüküm verilmiş olan kişiler temyiz edebilir. Mahkemece bu bentte belirtilen taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı Hazine dava konusu bütün taşınmazların adlarına tescile karar verilmesi gerektiğini, bu halde mahkemenin tespit gibi Hazine adına tescile karar verdiği taşınmazlar yönünden hükmün onanmasını, hüküm bölümünde yazılan diğer maddelerinin ise bozulmasını talep etmiştir.
Ancak az yukarıda belirtilen dava konusu 8, 23, 9, 19, 24, 27 ve 28 parsel sayılı taşınmazların tespit maliki davalı Hazine olmadığı gibi hükmü temyiz eden Hazine'nin bu taşınmazlar yönünden somut olayda açtığı bir davası olmadığı gibi açılan davaya da usulüne uygun olarak katılmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Temyize konu hükmün kapsamı dikkate alındığında davalı Hazine'nin bu taşınmazlara yönelik hükmü temyizde hukuksal bir yararının bulunmadığı kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle davalı Hazine'nin dava konusu 8, 23, 9, 19, 24, 27 ve 28 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz inceleme isteminin REDDİNE,
2-Davalı Hazine'nin dava ve temyize konu 10, 11, 12, 14, 15, 16, 17, 20, 21, 22, 26, 29, 30 ve 31 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece bu bentte belirtilen dava ve temyize konu taşınmazlar üzerinde tespit tarihinde adlarına tescile karar verilen davacılar yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan inceleme ve araştırma yetersizdir.
Şöyle ki; dosya içeriğine göre dinlenilen yerel bilirkişi, tanık sözleri ve dinlenen tutanak bilirkişilerinin beyanları soyut nitelikte gerekçesiz olaylara dayanmayan sözlerden ibaret olduğu gibi alınan uzman ziraat bilirkişi raporları da taşınmazların niteliğini belirlemekte yeterli değildir.
Öte yandan zilyetlik yönünden yapılan araştırma ve soruşturma da yetersiz olduğu gibi davaya katılma dilekçesi sunan ... ve arkadaşlarının talepleri yönünden olumlu veya olumsuz bir hüküm oluşturulmadığı gibi gerek katılan ... ve arkadaşlarının gerekse davacılar ..., ... ve ... ...’ın isimleri dahi gerekçeli karar başlığında taraf olarak gösterilmemiştir.
Yine davacıların dayandıkları hukuki sebep gözetildiğinde dava dosyasında davacılar ve miras bırakanları açısından belgesiz araştırmasına da rastlanmamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve soruşturma ile karar verilemeyeceği gibi usul hükümleri de göz ardı edilemez.
O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle gerek dava konusu gerekse dava ve temyize konu taşınmazlar ile bu taşınmazlara komşu tüm taşınmazları dıştan çevreleyen komşu taşınmazları birarada gösterir geniş kapsamlı pafta örneği Kadastro Müdürlüğü’nden getirtilmeli, getirtilen pafta kapsamına göre eksik kalan komşu parsel tutanak örnekleri var ise dayanağı kayıtlar ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğü’nden getirtilmeli, akabinde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız,
yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı ve uzman ziraatçi bilirkişi sağ olan tesbit tutanağı bilirkişilerinin tümü tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde dava ve temyize konu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı,
taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tesbitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak sağ olan tutanak bilirkişileri ayrı ayrı dinlenerek tesbitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçi bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmazlar bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli,
gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazların meyil durumu, fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla toprak mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi fen elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı,
gerekçeli rapor alınmalı,somut olayın özelliğine göre davacıların dayanağı olan vergi kayıtlarının birer mülkiyet belgesi olmadığı,vergi kayıtlarının zilyetlikle birleşmediği tekdirde hukuki değer ifade etmeyeceği uygulamada göz önüne alınmalı, daha sonra 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre davacı taraf ile ortak miras bırakanı ölmüş ise ortak miras bırakanın varsa,
dava dışı mirasçılarının onaylı nüfus kayıt örnekleri ilgili Nüfus Müdürlüğünden getirtilerek kimlikleri bu yolla sağlıklı biçimde belirlenip ilgililer adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle başkaca taşınmaz mal tesbit yada tescil edilip edilmediği,
Kadastro, Tapu Sicil ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı,tarafların tamamının adına gerekçeli karar başlığında yer verilmeli, ayrıca tarafların talepleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesinin usul hükümleri gereği zorunlu olduğu gözetilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/9249, K. 2013/14825, 17 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama