KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/9665 E., 2013/11923 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2013
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava niteliği ve içeriği itibariyle 609 ada 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespitine ilişkindir. Davacı tarafın temyizi; 609 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında belirtilen ahşap dam niteliğindeki muhdesatın oturulabilir hale getirilmesi için yaptığı faydalı masrafların tespiti ile yargılama giderine yönelik olarak kurulan hükümlere ilişkindir.
1-Taşınmaz üzerinde daha önce mevcut bulunan bir muhdesata yeni bölümler ilave edilmesi, muhdesatın tamamlanması veya mevcut muhdesatın bakım ve onarımının yaptırılması bağımsız bir muhdesat meydana getirme niteliğinde olmayıp mevcut muhdesatın daha kullanılır hale gelmesini, bir başka deyişle muhdesattan sağlanacak faydanın artmasını sağlayan işlerdir.
Mevcut muhdesat inşaatının tamamlanması için harcanan giderler de muhdesatın değerini arttıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. İyileştirici nitelikteki bu giderleri tek başına karşılayan taşınmaz malik ya da maliklerinin koşullarının varlığı halinde bu giderlerden paylarına düşen kısmını B.K. 61 ve onu izleyen maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açacağı eda nitelikli bir alacak davası ile taşınmazın diğer maliklerinden isteyebileceği kuşkusuzdur.
İyileştirme giderlerini yapan taşınmaz malik ya da maliklerinin taşınmazın ortaklığının giderilerek satılması ve muhdesattan yararlanmalarının son bulması ile istenebilir hale gelecek bu giderler için eda nitelikli alacak davası açma hakkı mevcut iken önceden açacağı bir dava ile iyileştirme giderlerinin tespitini istemekte hukuki yararı bulunduğundan da söz edilemez.
Bu nedenler ve kararda gösterilen diğer gerekçelere göre davacı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı tarafın yargılama gideri ve avukatlık ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece davanın kısmen kabulüne, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş ise de; verilen hüküm yasal düzenlemelere ve dosya içeriğine uygun düşmemiştir.
HMK'nun 312. maddesi hükmüne göre kural olarak davalı tarafın davayı kabul etmesi halinde yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden sayılan vekâlet ücretinden sorumlu tutulması, bunun sonucu olarak davacı tarafın yaptığı giderlerin davalıdan tahsiline, vekille temsil edilmiş ise davacı taraf yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Aynı maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre davanın kabulü halinde davacı tarafın yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaması için davayı kabul etmesi yeterli olmayıp aynı zamanda ve birlikte kabulün en geç taraf teşkilinden sonraki ilk duruşma oturumunda yapılması ve davalının hal ve durumu itibarı ile dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması gerekir.
Bu iki koşuldan herhangi birinin gerçekleşmemiş olması halinde davanın kabul edilmiş olması nedeniyle davalının yargılama giderlerinden ve yargılama giderlerinden sayılan vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekeceği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince, davalı tarafın açılan davayı kabul etmediği ve reddine karar verilmesini istediği dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Hal böyle olunca; dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu 609 ada 9 parsel sayılı taşınmazda davacının da 299/352 oranında paydaş olduğu, bu nedenle yargılama sonunda hükmedilecek karar ve ilam harcı ile avukatlık ücretinin taşınmazdaki davalı taraf payına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) üzerinden belirlenmesi gerektiği, öte yandan; davanın kısmen kabul edildiği gözetildiğinde davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davanın kabul ve reddi oranında kendisi üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/9665, K. 2013/11923, 26 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama