KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/972 E., 2012/2429 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2012
Karar Metni
653 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafça ve davalılardan Havva, Lütfiye ve ... ile ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın bağımsız bölümlerinin aidiyetinin tespitine ilişkindir.
Mahkemece bozma kararına uyulmuştur. Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Öte yandan bozma dışında kalan yönler ise kesinleşir.
Somut olayda; önceki günlü bozma kararının usul işlemlerine yönelik olduğu gözetildiğinde taraflar yararına kazanılmış hak doğurmayacağı kuşkusuzdur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de verilen hüküm usul hükümlerine aykırı düşmüştür.
Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda elde edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında bu tür davalar yönünden eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki bir yararın bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar olumlu dava koşuludur ve davanın her aşamasında mevcut olması gerekir. .../.
2012/972-2429 S.2
Öte yandan; öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada yöntemine uygun biçimde taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Muhtesat aidiyetinin tespiti davalarında ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiği açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhtesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerinin davada taraf olmaları zorunludur.
Somut olaya gelince; toplanan deliller ile temyiz aşamasında dosyaya getirtilen Alaçam Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/16 esas sayılı dava dosyası içeriğinden dava konusu muhdesatın üzerinde yer aldığı 340 parsel sayılı taşınmaz hakkında taraflar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasının 10.12.2007 tarihinde (görülen davada verilen hüküm tarihinden önce) sonuçlanarak reddine karar verildiği, yine dosyada mevcut tapu kayıt örneğinden dava konusu taşınmazda taraflar dışında başka paydaşların da bulunduğu ve temyiz aşamasında dosyaya getirtilen mirasçılık belgeleri içeriği ile bir kısım paydaşların öldüğü anlaşılmaktadır.
Şu halde; ortaklığın giderilmesi davasında verilen ret kararının kesinleşmesi halinde davacı tarafın tespit davası açmakta başlangıçta var olan hukuki yararının yargılama sırasında ortadan kalkacağı gözetildiğinde, davada sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için ortaklığın giderilmesi davasında verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmasının gerektiği, yine tespit davasının görülüp sonuçlandırılması için de taşınmazda paydaş olan ve ortaklığın giderilmesi davasında muhdesatın davacı tarafa ait olduğunu kabul etmeyen tüm paydaşların davada taraf olmaları gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki mahkemece söz konusu olgular yönünden bir araştırma yapılmamıştır. Hukuki yararın varlığı ve taraf koşulunun oluşup oluşmadığı belirlenmeden eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilemez.
O halde, öncelikle ortaklığın giderilmesine ilişkin dava dosyasında verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı, gerekirse bu husustaki usuli işlemlerin yerine getirilmesi için taraflara süre verilmeli, davada hukuki yarar koşulunun ortadan kalktığının anlaşılması halinde davanın reddine karar verilmeli, hukuki yararın devam ettiğinin saptanması halinde ise, taraflar dışındaki tüm tapu paydaşlarının ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında dava konusu muhtesatların davacı tarafa ait olduğunu açık bir biçimde kabul edip etmedikleri duraksamasız belirlenmeli,
muhtesatların davacı tarafa ait olduğunu kabul etmeyen başka paydaşlar bulunuyorsa bunların, ölmüş iseler mirasçılarının davada taraf olmalarının zorunlu olduğu düşünülerek davada taraf olarak yer almaları ../..
2012/972-2429 S.3
sağlanmalı, yargılamaya geldiklerinde davaya karşı diyecekleri, delilleri sorulup saptanmalı, gösterecekleri deliller toplanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/972, K. 2012/2429, 3 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama