KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/9756 E., 2013/4646 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2013
Karar Metni
612 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle, duruşma için tebliğ edilen 19.03.2013 günü belirlenen saatte temyiz eden davacı vekili gelmedi, karşı taraftan davalı ... vekili Av. ... geldi. Gelenin huzuru ile duruşmaya başlandı. Duruşmada hazır bulunan tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyadaki belgeler incelendi. Gereği görüşüldü:
1-Dava, adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan ve istenen miktarda borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının temyiz itirazlarına gelince, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı taraf, davalı ile adi ortaklık kurarak lokanta işlettiklerini, bu sözleşme kapsamında iki adet vadesi ve tanzim tarihi açık senedin davalıya verildiğini, davalının senet üzerine tanzim ve vade tarihi yazarak kambiyo senedi haline getirip aleyhine takip başlattığını öne sürerek, davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı taraf ile adi ortaklık sözleşmesi yaptıklarını, senetlerin adi ortaklığa konu işletmenin tadilatı için verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sadece mali müşavir ve hukukçu bilirkişiler tarafından hazırlanan ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2012/9756 -2013/4646 S/2
HUMK 275.( yeni HMK 266.) maddeleri hükümlerine göre, genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakim raporu serbestçe taktir eder. Hakim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Somut olayda, taraflar arasında bir adi ortaklık kurulduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 520 ve devamı (yeni 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 620 ve devamı) maddelerindeki adi ortaklığa ilişkin hükümleri dikkate alınmalıdır. Talebin, ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığının kabulü gerekir.
O halde mahkemece ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerekli olup; tasfiye, bütün hesapların görülüp, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesidir. Yönetici ortak, diğer ortaklara hesap vermekle yükümlüdür.
Mahkemece öncelikle yönetici ortaktan, kurulduğu tarihten itibaren ortaklığın tüm muhasebesi ile ilgili defterler ve ortaklıkla ilgili tüm belge ve faturaların ibrazı ile ortaklıkla ilgili hesap listesinin istenilmesi, ortakların gerek tasfiye şekli gerekse hesap listesi üzerinde uyuştukları ve uyuşamadıkları noktaların saptanması, uyuşamadıkları noktalarda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup toplanması, yönetici ortağın hesap listesi vermemesi durumunda hesap vermekten kaçındığı kabul edilmesi, bu durumda mevcut delillere göre hüküm kurulması,
ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra, yapılması gereken harcama ve maliyet bedelleri ile elde edilebilecek gelir miktarının tespiti için, lokanta işletmeciliği konusunda uzman bilirkişi, ve hesap bilirkişileri görevlendirilerek rapor alınması, bilirkişi kurulu aracılığıyla, verilen hesap listesinin, defter ve belgelerin yapılan iş ile uyumlu olup olmadığının belirlenerek denetiminin sağlanması, varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmesi,
ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masrafların da göz önünde tutulması, ortaklara paylaştırılması gereken miktarın belirlenmesi ve tasfiyenin bu şekilde tamamlanması gerekir.
2012/9756 - 2013/4646 S/3
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan yöntem izlenerek adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/9756, K. 2013/4646, 26 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama