KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2012/9824 E., 2013/11882 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2013
Karar Metni
1.116 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve ... ile taşınmazlarda tespit maliki olmayan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçıları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 103 ada 20,117 ada 1,137,124 ada 46,136 ada 21 ve 140 ada 9 parsel sayılı sırasıyla 94579,09 m2, 7315,35 m2, 6/756,49 m2, 10235,13 m2, 6579,76 m2, 29652,88 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 117 ada 1,124 ada 46,136 ada 21 ve 140 ada 9 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine,103 ada 20 ve 117 ada 137 parsel sayılı taşınmazlar ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve emlak kaydına dayanılarak davalı ... ve paydaşları adına paylı olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava ve temyize konu 103 ada 20,117 ada 1,137,124 ada 46,136 ada 21 ve 140 ada 9 parsel sayılı taşınmazların 1/3 paylar ile kök miras bırakanlar ..., ... ve ...'in mirasçıları adına veraset ilamında gösterilen payları oranında tapuya tesciline dava konusu 129 ada 30 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davanın husumet yönünden reddi ile taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... ile taşınmazlarda tespit maliki olmayan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
1-Hükmü temyiz eden ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçılarının itirazlarının incelenmesinde. Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, bir hükmü ancak hukuksal yararı bulunmak koşuluyla davanın tarafları ile davanın tarafı olmamakla birlikte aleyhine hüküm verilmiş olan kişiler temyiz edebilir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü temyiz eden ... ve arkadaşları dava konusu taşınmazların tespit maliki olmadıkları gibi tespit maliklerininde mirasçıları olmadıkları, ayrıca adı geçenlerin somut olayda davacı olmadıkları ve de açılan davaya da usulüne uygun olarak katılmadıkları dosya kapsamı ile sabittir. Temyize konu hükmün kapsamı dikkate alındığında ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçılarının hükmü temyizde hukuksal bir yararının bulunmadığı kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçılarının temyiz inceleme isteminin REDDİNE, peşin alınan harcın mahsubu ile geriye kalan 3,15 TL harcın ...'den alınmasına, 24,30 TL harcın ise ..., ..., ..., ..., ... ve ... mirasçılarından ayrı ayrı alınmasına,
2-Davalılar ... ve ...’in temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava ve temyize konu 103 ada 20, 117 ada 1, 137, 124 ada 46, 136 ada 21 ve 140 ada 9 parsel sayılı taşınmazların taraflara miras yoluyla intikal ettiği, taşınmazların tereke malı oldukları mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen deliller ile belirlenmiştir.
Taşınmazların taraflara miras yoluyla intikal etmesi, adlarına tescil hükmü kurulan ..., ... ve ...'in kardeş olup babalarının ... olması, dinlenilen yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişilerinde taşınmazların taraflara kök miras bırakanlarından mirasen kaldığını belirtmeleri ve davanın taraflarının kök miras bırakanın ... olduğunun nüfus kayıtları kapsamıyla anlaşılması karşısında taşınmazların evveliyatında kök muris ...'dan kaldığının kabulü gerekecektir.
Bu hale göre taraflar arasındaki uyuşmazlık ortak miras bırakan ...'nın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun şekilde bir paylaşmanın yapılıp, yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra, tüm mirasçılarının, bir araya gelerek terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının, kendi payına düşeni aldıktan sonra, terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir.
Saptanan dava niteliği ile az yukarıda, vurgulanan, hukuksal olgular da dikkate alındığında, yerel mahkemece yapılan, araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; mahkemece dava konusu taşınmazların usulüne uygun olarak paylaşılmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişi sözleri, olaylara dayanmayan soyut nitelikte gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi temyiz incelemesi aynı gün yapılan ve aynı iddia ile açılıp aynı gerekçe ile sonuçlandırılan mahkemenin 2009/171 Esas sayılı dosyasında bir kısım yerel bilirkişi ve tutanak bilirkişilerinin belirtilen dosyada farklı tarihlerde yapılan keşiflerdeki beyanları dahi kendi içinde çelişkilidir.
Kaldı ki adlarına tescil hükmü kurulan ..., ... ve ...'in babaları olan ...'nın adlarına tescil hükmü kurulan mirasçıları dışında ... isminde bir mirasçısının daha bulunduğu nüfus kayıtları kapsamıyla belirli olmasına rağmen yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri nüfus kayıtları ile dahi denetlenmemiştir. Öte yandan aynı nitelikteki davaların birleştirilmesi hususu da düşünülmemiştir.
O halde, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, öncelikle ortak miras bırakanın terekesine dahil dava dışı, başka taşınmaz mallar bulunup, bulunmadığı araştırılmalı, varsa sözü edilen taşınmazların, kadastro tespit tutanakları ve dayanakları belgeler, davalı iseler dava dosyaları da getirtilmeli, bundan başka ortak miras bırakanın terekesine dahil menkul mallar varsa menkul malların niteliği, adedi ve değerleri belirlenmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince, yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar ile tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde,
taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan ortak miras bırakanın mirasçıları arasında az yukarıda açıklanan hukuksal olgulara göre yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiği, yine taşınmazlar arasında bulunduğu bildirilen "tump" şeklinde tabir edilen yapay sınır yerlerinin neden oluşturulduğu yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, diğer mirasçı yada mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiği duraksamasız belirlenmeli,
bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin anlatımları ile yerel bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tutanak bilirkişilerinin tümü taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, Kadastro Mahkemesinde mirasçılar arasında görülmekte olan başkaca dava ya da davalar varsa, davalardan biri hakkında verilecek hükmün, aynı nitelikteki diğer davanın sonucunu etkileyeceği gözönüne alınarak dava dosyalarının birleştirileceği düşünülmeli, sonuçlanan ve kesin hükme bağlanan, davalar varsa, deliller değerlendirilirken, sözü edilen taşınmazlarla ilgili olarak,
yerel mahkemesinden verilen ve kesinleşen hükümler de gözönüne alınmalı, özellikle, sözü edilen taşınmaz yada taşınmazların, tespit tutanakları içeriğinde, paylaşma olgusuna, yer verilip, verilmediği yönü üzerinde durulmalı, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz, ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal, isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığı,
gözönünde tutulmalı, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedi belirlenmeli, somut olayın özelliğine göre taşınmazlar arasındaki sınırların oluşum nedeni, yöresel adetlere göre bu tür sınırlar koymanın paylaşıma karine olup olmadığı hususlarında detaylı bilgi alınmalı, taşınmazların uzun yıllar mirasçıların biri ya da birkaçı tarafından kullanılmasının taksime karine olup olmadığı hüküm yerinde tartışılıp değerlendirilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınmalı,
bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, ölü olan miras bırakanlar ..., ... ve ...'in mirasçılarının isimleri ve paylarının hüküm yerinde açıkça gösterilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken infazda tereddüt yaratır nitelikte veraset ilamına atıf yapılarak hüküm kurulması,ayrıca dava konusu 129 ada 30 parsel sayılı taşınmaz yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verildiğine göre taşınmaza ait kadastro tutanak aslı ile dayanağı belgelerin kadastro işlemlerinin olağan yöntemince tamamlanması için Kadastro Müdürlüğü’ne iade edilmesine karar verilmesi gerekirken taraflar arasında
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2012/9824, K. 2013/11882, 25 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama