KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/10034 E., 2013/17499 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2013
Karar Metni
717 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı, yaptığı işle alakası olmayan işlerin yaptırılmak istenmesi üzerine 10.12.2010 tarihinde noter bildirimi ile iş sözleşmesini feshettiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacının haksız olarak iş sözleşmesini feshettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının iş akdini haklı olarak feshettiği kabul edilerek kıdem tazminatı ile fazla mesai ve ücret alacağının kabulüne, diğer alacakların ise reddine karar verilmiştir.
Davacının kıdem tazminatına, fazla mesai ve ücret alacağına hak kazanıp kazanamadığı noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Uzun süre ücretlerinin ödenmediği iddiası karşısında, işverence cevap dilekçesinde dayanılmak kaydıyla yemin teklifi hakkının olduğu hatırlatılmalı ve gerekirse bu yönde usulü işlemler tamamlandıktan sonra sonuca gidilmelidir. Dairemizce, çok uzun süre ücret ödenmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilerek, hakimce resen yemin teklifinde bulunulabileceği de kabul edilmektedir.
Somut olayda davacı 10.12.2010 tarihi itibariyle iş sözleşmesini feshetmiştir. Fesih bildiriminde özetle uzun yol şoförü olarak çalışmasına rağmen zorla depoda hamallık yaptırıldığını, görevde iken kamyondan yük boşalttırıldığını, fazla mesai alacaklarının da ödenmediğini ve bu nedenlerle iş sözleşmesini feshettiğini beyan etmiştir. Yapılan yargılama neticesinde davacı fesih bildiriminde sözleşmeyi haklı nedenle feshetme gerekçesi olarak belirttiği nedenleri ispatlamak açısından tanık deliline başvurmuş, dinletmiş olduğu tanık beyanlarıyla da bu nedenlerin hiçbirisini ispatlayamamıştır. Hal böyle olunca davacının haksız olarak sözleşmeyi feshetmiş olması nedeniyle kıdem tazminatı talebinin reddedilmesi gerekirken yanlış gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur.
Mahkemece davacının yurt içinde uzun yol şoförü olması nedeniyle ayın büyük bir kısmını şehir dışında geçirmiş olması ve bu konuda yazılı bir belge, takograf kaydının olmaması nedeniyle yapılan işin mahiyeti gereği 6 gün 12 saat çalıştığı ve haftada ara dinlenmeler düşüldükten sonra 15 saat fazla mesai yaptığı kabul edilmiştir. Davacının imzası olan fazla mesai tahakkukunu içerir bordroların olduğu dönemler ise hesaplama dışı bırakılmıştır.
Davacının 2 yıl 10 ay 17 gün kıdemi bulunmaktadır. Bu çalışma döneminin 16 aylık kısmında davacının fazla mesaisi bordrosuna yansıtılmış ve davacı tarafından ihtirazı kayıtsız imzalanmıştır. Fazla mesai alacağı konusunda ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın dinletmiş olduğu tanık beyanlarından da davacının fazla mesai yaptığı net bir şekilde anlaşılamamaktadır. Zira davacı yurt içi uzun yol şoförü olmakla mesaisinin tamamını yalnız başına geçirmektir.
Hal böyle olunca davacı fazla mesai alacağını ispatlayamadığının kabul edilmesi gerekmektedir. Mahkemece aksi gerekçe ile davacının fazla mesai alacağının kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca mahkemece davacının 201,66 TL ücret alacağının olduğu kabul edilmiştir. Ancak yargılama esnasında dosyaya sunulan banka ekstresinden anlaşıldığı üzere davacıya dava açılmadan önce 329.00 TL ücret alacağı ödemesi yapılmıştır. Bu nedenle bu alacak kaleminin de reddedilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/10034, K. 2013/17499, 25 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama