KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/10046 E., 2013/7146 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2013
Karar Metni
882 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... oğlu .... mirasçısı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 402 parsel sayılı 183500,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalılar İsmet Bakırlı, Mehmet Sait Bakırlı, Latife Yağanoğlu ve Nezihe Baltalı adına paylı olarak tespit edilmiştir.
Ayrıca Dairemizin 30.01.2001 tarih 2000/4911,2001/317 E-K. sayılı ilamı öncesi temyiz edilen 10.12.2004 tarih 2004/7-5 E-K. sayılı dava dosyasının kayıtlı olduğu mahkemenin 1979/56, 2000/41 E-K. sayılı dosyasında davalı olan 410 parsel sayılı 50625,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydına dayanılarak Mehmet oğlu ... ve paydaşları adına paylı olarak tespit edilmiştir.
Mahkemece, 10.12.2004 tarih 2004/7-5 E-K.sayılı hüküm ile dava konusu 402 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi Muzaffer Kalli tarafından düzenlenen 16.12.2003 tarihli rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 83500,00 m2 yüzölçümündeki bölümün davacı Hazine adına, aynı rapor ve haritada (B) harfi ile işaretlenen 100000,00 m2 yüzölçümündeki bölümün ise katılan davacılar Durdu Savrun, Mehmet Savrun ve ... adlarına eşit paylar ile tapuya tescillerine, müdahillerin taleplerinin ise reddine, yine mahkemenin 06.03.2000 tarih 1979/56,
2000/41 E-K. sayılı hükmü ile dava konusu 410 parsel sayılı taşınmaz yönünden uzman bilirkişinin rapor ve haritasında (C) harfi ile gösterilen 28355 m2 ve (D) harfi ile gösterilen 10400 m2 yüzölçümündeki bölümlerin "İkizhöyük" olarak sit alanı dahilinde davacı Hazine adına, aynı rapor ve haritada (A) harfi ile gösterilen 2138 m2 ve (B) harfi ile gösterilen 9732 m2 yüzölçümündeki bölümlerin ise 4/8 payının ... oğlu Mehmet Güllü,1/8'er payının ise İsmet Bakırlı, Mehmet Sait Bakırlı, Latife Yağanoğlu ve Neziha Baltalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, söz konusu 10.12.2004 tarih 2004/7-5 E-K. sayılı hükmün 14.01.2005 tarihinde,
yine mahkemenin 06.03.2000 tarih 1979/56,2000/41 E-K. sayılı hükmünün ise 410 parsel sayılı taşınmaz yönünden 18.06.2001 tarihinde kesinleştiği kararlar altına şerh edilmiş, temyiz dilekçesindeki yazılı olan karar tarihi ve numarasına göre mahkemenin 10.12.2004 tarih 2004/7-5 E-K. sayılı hükmü bozma istemiyle ... mirasçısı olduğunu belirten ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu 402 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, bir hükmü ancak hukuksal yararı bulunmak koşuluyla davanın tarafları ile davanın tarafı olmamakla birlikte aleyhine hüküm verilmiş olan kişiler temyiz edebilir. Hükmü temyiz eden ... veya dilekçesinde murisi olarak bildirdiği ... mahkemenin kararına konu olan 402 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olmadıkları gibi gerek ...
Güllüoğlu gerekse hükmü temyiz eden ...'nun 402 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın tarafı da olmadıkları,harcını yatırarak davaya usulünce katılma talebinde de bulunmadıkları dosya kapsamı ile sabittir. Mahkemece 402 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyize konu hükmün kapsam ve gerekçesi dikkate alındığında ...'nun 402 parsel sayılı taşınmaza yönelik hükmü temyizde hukuksal bir yararının bulunmadığı kuşkusuzdur.
Açıklanan nedenlerle ...'nun 402 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz inceleme isteminin REDDİNE,
2-Mahkemenin 10.12.2004 tarih 2004/7-5 E-K. sayılı dava dosyasının öncesinde kayıtlı olduğu 1979/56,2000/41 E-K.sayılı dosyasında davalı olan 410 parsel sayılı taşınmaza yönelik Olarak yapılan değerlendirmede; öncelikle mahkemece 410 parsel sayılı taşınmaza yönelik hükmün 18.06.2001 tarihinde kesinleştiği belirtilmiş ise de mahkemece oluşturulan 06.03.2000 tarih 1979/56,2000/41 E-K. sayılı hükmün tespit maliki davalı ... oğlu ... mirasçılarından olan temyiz eden ... adına “kaleme gelmekle yengesi adına” kalemde tebliğ edildiği belirtilmiş olup bu hale göre temyiz eden ...'na mahkeme hükmünün 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesinde
öngörülen usule aykırı şekilde tebliğ edildiği, usulüne uygun olmayan tebliğe rağmen hükmün kesinleştirilmesinin hukuken bir öneminin de bulunmadığı açıktır.
Kaldı ki Dairemizce oluşturulan 30.01.2001 tarih 2000/4911,2001/317 E-K. sayılı ilam 410 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi rapor ve haritasında (A) ve (B)harfleri ile gösterilen bölümlere yönelik olup aynı uzman bilirkişi rapor ve haritasında Hazine adına tescile karar verilen (C) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümler yönünden bu aşamada temyiz olmaması nedeniyle olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır.
Az önce ayrıntıları açıklanan gerekçeler gözönüne alındığında dava konusu 410 parsel sayılı taşınmaz yönünden
06.03.2000 tarih 1979/56,2000/41 E-K. Sayılı mahkeme hükmünün kesinleşmediği ve davalı ... oğlu ... mirasçısı ...'nun temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Kural olarak öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre davada taraf koşulunun oluşturulmamış olması başlı başına bozma nedenidir. Dava konusu edilen 410 parsel sayılı taşınmazın 4/8 payı davalı ... oğlu ... adına tespit edilmiştir. Ne var ki tespit maliki Mehmet oğlu ... veya mirasçıları adına dava dilekçesi ile birlikte duruşma günü tebliğ edilmemiş, böylelikle somut olayda taraf koşulu gerçekleştirilmeden hüküm verilmiştir. Taraf koşulu gerçekleştirmeden hüküm verilemez.
O halde mahkemece öncelikle tespit maliki davalı ... oğlu ...'in verasete esas açık nüfus kayıtları Nüfus Müdürlüğü'nden getirtilerek mirasçıları tam ve eksiksiz olarak belirlenmeli, akabinde dava konusu 410 parsel sayılı taşınmazın gerek sağ olan tespit malikleri için kendi adlarına, ölü olan tespit malikleri ile tespit maliklerinden özellikle Mehmet oğlu ... mirasçıları adına ise 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Nizamnamesine uygun olarak duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeli, bu şekilde taraf koşulu gerçekleştirildikten sonra davanın esasına girilmeli, taraflardan varsa delilleri de sorulup saptanmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve kesinleşen yönlerde gözönüne alınmak suretiyle sonucuna göre bir hüküm verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/10046, K. 2013/7146, 22 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama