KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2013/1008 E., 2013/12496 K.·Yargıtay İlamı
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Birleşen Dava
- ...Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... kayyımı ...Mal Müdürü tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, muhdesat aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Tapuda kayıtlı ve taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 1247 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen muhdesatın davacı ..., aynı raporda (H) harfi ile gösterilen muhdesatın ise ... tarafından meydana getirildiği mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenler ve hükümde gösterilen diğer gerekçelere göre davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemelerce kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur.
Somut olaya gelince; dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu 1247 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 01.07.2012 tarihli rapor ve ekindeki haritada (A), (B), (C), (E), (F) ve (G) harfleri ile işaretli muhdesatların kadastro tespiti sırasında taşınmaz üzerinde mevcut oldukları dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Anılan muhdesatların tespitinin kesinleştiği gün ile davanın açıldığı gün arasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde sözü edilen, kamu düzenine ilişkin 10 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği, ayrıca davacı tarafından tespit sonrasında yaptırıldığının da iddia ve ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığının belirlenmesi halinde salt bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekir, davanın esasına girilemez.
Bu halde davalı tarafın davayı kabulü dahi sonuç doğurmaz.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/1008, K. 2013/12496, 3 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama